Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "çiçek" in Turkish

ad

  1. bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan, genellikle hoş kokulu ve renkli bölümü.

    • Bademin çiçeği meyveye dönüştü
  2. çiçek açan kır ya da bahçe bitkisi.

    • Saksıda çiçek yetiştiriyorlar
  3. davranışları, içinde bulunduğu toplumun ahlak anlayışına uymayan kadın.

    • Bir çiçek seni soruyordu
  4. çiçeksime ya da süblimleşme yoluyla elde edilen toz.

  5. irinli sivilceler, kabarcıklar biçiminde döküntülerle ve ateşle kendini gösteren, vücutta ve genellikle yüzde izler bırakan, çok ağır ve bulaşıcı bir hastalık.

  6. iyi, hoş, güzel (nesne, kimse) ya da istek uyandıracak güzellikte olan (kadın, kız).

  7. eroin.

  8. (bitki) üzerinde pek çok çiçek olmak.

    • Badem çiçeğe kesmişti, arılar çiçeklere konup kalkıyordu
  9. (bir yer) çiçeklerle donanmış olmak.

    • Dağ taş çiçeğe kesmişti