Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ara" in Turkish

ad

  1. iki yeri, iki nesneyi, iki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, açıklık, boşluk.

    • Ev ile okulumuzun arası üç yüz metre idi
  2. iki olayı, iki olguyu birbirinden ayıran zaman parçası.

    • İki saat arayla geldiler
  3. toplu bulunan nesnelerin ya da kişilerin içi.

    • Onu aramıza aldık
  4. toplulukların ya da kişilerin birbirine olan ilgisi, yakınlık, dostluk.

    • O ikisinin arası çok iyi diyorlar
  5. bir oyunda perde arası, bir film gösteriminde dinlenmeye ayrılan süre.

  6. ayaktopu ve benzeri spor oyunlarında dinlenme, belli kurallara dayalı dinlenme süresi.

  7. toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları.

  8. bir olayın, bir olgunun geçtiği zaman.

    • Biz o ara dışarı çıkmıştık, patlama oldu
  9. iki kişi arasındaki yaş farkı.

    • Aramızda iki yaş var
  10. kısa aralıklarla.

  11. zaman zaman.

  12. yapılması gereken öteki işlerle uğraşılabilmesi için, bir iş önce bitirilmek.

    • Artık o iş aradan çıktı
  13. sıkışık bir durumda, sıkıntılı bir zamanda işe engel olan kimse, oradan uzaklaşmak.

    • Canım burnuma gelmişti, Orhan aradan çıktı da biraz işe bakabildim
  14. yok etmek.

    • Aracıları aradan kaldırmak gerekli
  15. öldürmek.

    • Düşmanını aradan kaldırdı
  16. iki yanı uzlaştırmak, barıştırmak.

    • Onların aralarını bulmak sana düşer
  17. iki kişiyi birbirine yaklaştırmak, yakınlaşmalarını, gönül ilişkisi kurmalarını sağlamak.

    • Kadın, kızla oğlanın aralarını bulmuş
  18. (birinin) bir arkadaşıyla, bir dostuyla olan ilişkisi sarsılmak, dostlukları bozulmak.

    • Arkadaşıyla arası açılmış
  19. iki şey arasından zaman geçmek.

    • İşlerin arası açıldı, bu arayı kapatmak gerekiyor
  20. aralarında anlaşmazlık bulunan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.

    • O araya girdi ama, iş yine olmadı
  21. iki kişinin arasındaki bir işe karışmak.

    • Tam anlaşacaktık, o araya girdi, iş uzadı
  22. bir iş yapılmaktayken ona engel olacak başka bir şey çıkmak.

  • Bugün bitirecektim, ama bu yazı araya girdi
  • aradaki uzaklık artmak.

    • Koşucu, gittikçe arayı açtı, yarışı kazandı
  • aradan zaman geçmek.

    • Oğlan arayı açtı, hâlâ bir mektup alamadık
  • araları açılmış kimseleri barıştırmak.

    • Bir dostları arayı yaptı, şimdi eskisi gibiler
  • arası açılmış kimseyle barışmak, eski dostluğunu yeniden kurmak.

    • Arkadaşımla arayı yaptım, iş yolunda
  • dostluk kurmak, tavlamak.

    • Gardiyanla arayı yaptık, bize içki buluyor