Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "boy" in Turkish

ad

  1. bir nesnenin tabanıyla en yüksek noktasına değin olan uzunluğu.

    • Kadının boyu kısaydı
  2. bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasında kalan uzun bölüm.

    • Masanın eni 90, boyu 120 santimetreydi
  3. genel olarak uzunluk ya da yükseklik.

    • Ağacın boyu 10 metre vardı
  4. (ölçü olarak) büyüklük derecesi, boyut.

    • Orada birkaç boy kutu vardı
  5. yol, akarsu, göl, deniz kıyısı.

    • Göl boyunca yürüyüşe çıktılar
  6. (kumaş için) ölçü.

    • Etek için bir boy kumaş yeter
  7. görünmek.

    • Ekinler erken boy göstermişti
  8. bir iş yapmaksızın yalnızca gösteriş olsun diye bir yerde bulunmak.

    • Birçoğunuz ancak boy gösterdi, işi biz yaptık
  9. suya dalarak boyu ile suyun derinliğini ölçmek.

    • Bir boy verdim ki, su benim iki boyumu aşıyordu
  10. boyca gelişmek, büyümek.

    • Ovada boy veren ekinler, otlar çok güzeldi
  11. henüz yeterince büyümemiş olmasına karşın.

    • Çocuk, boyuna bosuna bakmadan, çift sürmeye kalkışmıştı
  12. kocaman bir adam olmasına karşın.

    • Şuna bak, boyuna bosuna bakmadan çocuklarla oynuyor
  13. bir konuda yeterli olmadığını anlamak için denemek.

    • Haydi yap da boyunu görelim
  14. defolmasını izlemek.

    • Yürü de boyunu görelim moruk!
  15. çok iddialı olduğu bir konuda, işi başaramayıp yetersizliğini anlamak.

    • Tavlada boyunun ölçüsünü aldı
  16. beklediği ilgiyi, yakınlığı görememek.

    • Onlara çok güvenirdi, boyunun ölçüsünü almış oldu şimdi