Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "düz" in Turkish

sıfat

  1. girintisi çıkıntısı, inişi çıkışı olmayan, yüzeyinde pürüz bulunmayan.

    • Çocuk düz yolda düştü
  2. dik ya da eğik durumda olmayan, yatay olan.

  3. eğri ya da kıvrımlı, kırık olmayan, doğru.

    • Düz çizgi cetvelle çizilir
  4. derinliği az olan, derin olmayan, yayvan.

    • Düz bir tabağa peynir koydu
  5. (saç) kıvırcık ya da dalgalı olmayan.

  6. (ayakkabı için) kısa ökçeli ya da hiç ökçesi olmayan, ökçesiz.

    • Düz ayakkabıya alışamadı
  7. desensiz, çizgisiz ve tek renkli.

    • Düz bir perde taktık
  8. yalın, süssüz, sade.

    • Yazarın düz bir anlatımı var
  9. devrik ya da kıvrık olmayan.

    • Düz bir etek giymişti
  10. taban bölümünde çıkıntısı olmayan.

    • Düz kayıklar kalmadı
  11. engebesi bulunmayan toprak, ova, düzlük.

    • Sığırları düze bıraktık