Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "dağ" in Turkish

ad

  1. yerkabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine egemen durumda olan ve oldukça geniş bir alana yayılan, tırmanması çok zor, ağaçlarla kaplı ya da çıplak, kayalık, çok yüksek bölümlerine verilen ad.

  2. dağın en yüksek yeri, dağ doruğu.

  3. kent dışında ve çok ıssız yer.

    • Bu dağ başında kimse durmaz
  4. yasaların geçmediği, yasadışının yürürlükte olduğu yer.

  5. dağlık yerlerde bulunan derme çatma ev.

  6. bir süre için kentten uzaklaşmak, doğal güzellikler içinde yaşamak ereğiyle yapılmış ev.

  7. (insan için) çok büyük, çok iri ve güçlü, yiğit.

    • Dağ gibi oğullarını toprağa verdiler
  8. (nesne için) pek çok.

    • Dağ gibi buğday yığılmıştı
  9. (sıradağlarda) başka yöne uzanan dağ sırtı.

  10. dağlık yerlerde dağınık evlerden oluşmuş yerleşim yeri.

  11. alt edilmesi olanaksız görünen güçlüklerin, sorunların çözüm yolu vardır.

  12. her yüce kişiden daha yetkili biri, en önemli makamın bir denetleyeni vardır.

  13. hükümete başkaldırıp onunla savaşım için silahlanıp dağlara çekilmek.

  14. dağda, kırda eşkıyalık etmek.

  15. bağı, bahçesi olan kimse, çıkabilecek bir afetle bunlar zarar görecek diye sürekli bir kaygı içindedir.

  16. bağı, bahçesi olan kimse, dağ gibi dayanağım var diye güven içinde olur.

  17. dağda yani uzakta, gurbette bir yakını olanın yüreği yanar durur, yüreği yaralıdır.

  18. (tutumsuzluk için) ne denli çok olsa erir, tükenir.

    • Bu harcamaya dağlar dayanmaz
  19. (acı için) böyle bir acı insanı, dağ gibi bile olsa, yıkar, çökertir.

    • Onun acısına dağlar dayanmaz
  20. ayı.

  21. ayı gibi kaba saba, anlayışsız kimse.