Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "dalmak" in Turkish

unknown

  1. suyun içine tümüyle ve hızla girmek.

    • Sıcak havada denize dalmak, serinlemek istedi
  2. bir yerin içine birden girmek, girivermek.

    • Çocuk odaya daldı, oyuncağı yakaladı
  3. başka bir şey düşünemeyecek denli kendini bir konuya vermek, kendini yaptığı işe kaptırmak ya da kafasından bir düşünce geçirmekte olduğu için olan biteni ayrımsamaz durumda olmak.

    • Adam dalmıştı, kim bilir neler düşünüyordu!
  4. (sayrılık nedeniyle) kendini bilmez durumda olmak, kendinden geçmek.

    • Hasta, daldı, ancak ateşi düşünce kendine geldi
  5. biraz uyumak, kestirmek.

    • Koltukta otururken dalmışım
  6. güreşte, ayakta güreşmekteyken birden eğilerek, rakibinin belden aşağı herhangi bir yerini kapmak.

  7. birden saldırmak.

    • Köpek bir daldı, bacağımı zor kurtardım
  8. (deniz, göl gibi yerlerde) suyun içinde yitip yeniden görünmek.

    • Irmağa kapılan çocuk dalıp çıkmaktaydı
  9. (deniz, göl gibi yerlerde) suya şöyle bir girip çıkmak, suda az süre kalmak.

    • Serinlemek için dalıp çıktılar
  10. çeşitli yerlere girip çıkmak.

    • Alışkındı, her meyhaneye dalıp çıkardı