Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "dayanmak" in Turkish

unknown

  1. kendini bir yere dayamak, bir yere yaslanmak.

    • Sarhoş, arkadaşına dayanmaktaydı
  2. uzun süre kullanılır durumda olmak, dayanıklılığı uzun sürmek.

    • Çocuğun ayakkabısı iyi dayandı
  3. karşı durmak, karşı koymak, varlığını korumak, zarar görmemek.

    • Ağaçlar yeğin fırtınaya dayanmıştı
  4. bir şeyin üzerine kurulmuş olmak.

    • Yük, iki üç sandığa dayanmıştı
  5. bir şeyden, birinden güç almak.

    • Bunu yasaya dayanarak yaptık
  6. tutunmak, direnmek, karşı koymak.

    • Düşman biraz daha dayanmak için bütün gücünü kullanıyordu
  7. güç kullanarak itmek.

    • Çamura çöken kağnıya herkes bir yandan dayandıysa da kağnı çıkarılamadı
  8. güç bir duruma katlanmak.

    • Bu çirkinliğe dayanmak olanaksız
  9. bir şeyin sınırına gelmek.

    • Yaptıkların burama dayandı artık
  10. bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

    • Kayıkçı küreklere dayandı ama dalga hızı kesiyordu
  11. ulaşmak, varmak.

    • Ordumuz 9 Eylülde İzmir’e dayanmıştı
  12. kanıt ya da neden olarak göstermek.

    • Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?
  13. (istenmeyen bir şey) dönüp dolaşıp sonunda birinin üzerinde kalmak.

    • Nöbet bize dayanmak üzereyken kurtulduk
  14. yeter olmak, yetişmek.

    • Paramız bir ay iyi dayandı
  15. hız vermek için gaza sonuna değin basmak.

    • Gaza bir dayandım, araba sıçradı
  16. girişmek, saldırmak.

    • Rakıya bir dayandık, on dakikada sarhoş olduk