Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "diş" in Turkish

ad

  1. çene kemiklerinin üstüne dizilmiş olan, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan, ak renkli, küçük, sivri ve sert organların her biri.

    • İnsanda otuz iki diş bulunduğu olur
  2. omurgalı hayvanların çenelerinde, ilkel yapılı omurgalıların ağızlarında ve gırtlaklarında bulunan kemiksi sert parçalar.

  3. çark, testere, tarak gibi araçlardaki küçük, sivri çıkıntılardan her biri.

    • Tarağımın birkaç dişi kırılmış
  4. (sarmısak, mısır vb.de) tane.

    • Yemeğe iki diş sarmısak koydu
  5. kimi dantellerin ya da işlemelerin kenarlarına yapılan yuvarlak ya da sivri bölüm.

  6. çıkıntılı bir biçimde.

  7. çıkıntıları olan.

  8. eskiden varsıl kimselerin, iftara çağırdıkları yoksullara yemekten sonra verdikleri harçlık.

  9. bir kimseye, yaptığı iş için fazladan verilen para.

  10. bir kimsenin, emek harcayarak elde ettiği şeyle kalmayıp fazladan sağladığı çıkar.