Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "duvar" in Turkish

Etymology

Farsçadan

ad

  1. yapılarda, yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran ve taş, tuğla, kerpiç, briket gibi gereçlerle yapılan düşey bölme öğesi.

  2. bahçe ve benzeri bir toprak parçasını, bir yeri sınırlayan ve taş, tuğla vb. gibi nesnelerden yapılan, eni ve yüksekliği değişebilen engel.

    • Kale duvarı yüksek olur
  3. bir durumu, işi önleyen şey, engel.

    • Aramızdaki duvarı yıkalım
  4. duymazlıktan gelen, sağır (kimse).

  5. duvarla ayırmak ya da çevrelemek.

    • Bahçeye duvar çekmek gerekiyor
  6. duvar örmek, duvar oluşturmak.

  7. yıkılmaması için duvara destek olarak eğik biçimde konulan ağaç.

  8. kimi eski yapılarda süs olarak yapılan, duvara yapışık ve üzerinde yukardan aşağı yivler bulunan yarım ayak.

  9. duvar oluşturmak, duvar örmek.

  10. ayaktopunda, bir takım oyuncularının bir bölümü, kendi kaleleri önünde, topun kaleye girmesini önlemek ereğiyle, aralarında boşluk bırakmayacak bir biçimde dizilmek.