Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ekmek" in Turkish

unknown

  1. bir bitki üretmek amacıyla toprağa tohum atmak, serpmek ya da gömmek.

    • Tarlayı ekmek için tohum aldık
  2. toprağı, ekip biçmek için kullanmak, toprağı işlemek.

    • Bunlar ekmek, biçmek nedir bilmezler
  3. (tane, toz durumundaki bir şeyi) serpmek.

    • Yemeğe biraz tuz ekti
  4. bir şeyin başlamasına yol açacak nedenleri hazırlamak.

    • Kötülük ekenler iyilik biçemez
  5. söz verdiği halde bir buluşmaya gelmemek, söz verdiği kişiyi atlatmak.

  6. birini, uydurma bir nedenle bir başına bırakmak, birlikteyken atlatmak.

  7. bir yarışta ya da kovalanırken ya da bir yere yetişmek için giderken ötekilerle aradaki uzaklığı açmak, onları gerilerde bırakmak, geçmek.

  8. (bir eşyayı) bir yerde unutmak ya da düşürerek yitirmek.

  9. (para için) tam karşılığını almadan ya da keyif uğruna, boşuna harcamak.

  10. emek harcanmadan verim alınamaz.

  11. kendisine özveride bulunmadığın bir kimseden sana karşı özveri bekleyemezsin.