Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "göt" in Turkish

ad

  1. dışkılık.

  2. kaba et, kıç, popo.

  3. (testi, bardak vb.de) alt, dip.

  4. arka yan, arka.

    • Eşeğin götüne iki kırbaç vurdu
  5. yiğitlik, yüreklilik, güç.

  6. aşağılık, değersiz kimse.

  7. kendi kusuru olmaksızın suçlu duruma düşmek.

  8. çok güç bir duruma düşmek.

  9. (at, eşek vb. için) çifte atmak, tekme atmak.

  10. (bir şeyi elde etmek için) pek hevesli olmak, hevesini belli etmek.

  11. çok şaşırmak, apışıp kalmak, afallamak.

  12. çok kötü bir duruma düşmek.

  13. kafadan uydurmak, yalan söylemek.

  14. bilmediği bir konuda bilirmiş gibi konuşmak.

  15. yeniyetme, toy, acemi (kimse).

  16. beş para etmez, değersiz (şey).

  17. (bir sözü, davranışı) yanlış anlamak.

  18. (bir sözü, davranışı) işine geldiği gibi yorumlamak.

  19. kendi durumunu yitirmekten, kendi durumunun kötüye gideceğinden, suçun kendine yıkılacağından çekinmek.

  20. başına bir iş geleceğinden kaygı duymak, kendi canından olacağından, öldürüleceğinden korkmak.

  21. (oturduğu rahat yeri, koltuğu vb., bulunduğu makamı) kıçına bir şey batıyormuş gibi bırakmak.

  22. bir şey bir kimseyi durup dururken rahatsız etmek.

  23. (bir durum) eski halinden de kötüye gitmek, geriye gitmek, gerilemek.

  24. yenilen şeyler vücudu beslememek.

  25. (bir şey için) çok uğraşıp didinmek, ille yapacağım diye çabalamak.

  26. çok bağırmak, bağırıp çağırmak.