Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "işlemek" in Turkish

unknown

  1. herhangi bir şey üzerinde çaba harcayarak, emek vererek onu daha elverişli, kullanıma daha uygun bir duruma getirmek.

    • Çay yaprağını işlemek için yeni fabrika gerekiyor
  2. (kumaş ve benzeri bir şey üzerine) işlemeler, nakışlar yapmak.

    • Annem masa örtüsünü işliyor
  3. (yol, yer vb. için) gideni geleni, gireni çıkanı çok olmak, çok canlı, hareketli, işlek olmak.

    • Bu sokak çok işliyor
  4. (motor, makine vb. için) durağan durumdan devinir duruma geçmek, çalışmaya başlamak, çalışmak.

    • Motor durup durup işliyordu
  5. (bir konuyu) ele almak, ele alıp üzerinde çalışmak, ele alıp inceleyerek öğretmek.

    • Öğretmen son derste yurt sevgisini işlemişti
  6. içine girmek, içine geçmek.

    • Soğuk adamın iliklerine işlemekteydi
  7. etkin, işlek durumda olmak, iyi çalışmak, müşterisi bol olmak.

    • Dükkânı iyi işliyordu
  8. bir yol üzerinde gidip gelmek, çalışmak.

    • Kamyonlar yeni yoldan işliyor
  9. bir kimseye düşüncelerini aşılamaya, benimsetmeye çalışmak.

    • Adam gençleri işleyip duruyordu
  10. (yara) iyileşmemek, kapanmamak.

    • Atın ayağındaki yara aylardır işlemekteydi
  11. (ham petrol vb.yi) damıtmak.

  12. şaka olarak kandırılmak ve bunu bir süre anlayamamak.

    • Böyle işlemek de varmış demek