Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ileri" in Turkish

ad

  1. herhangi bir şeye göre daha ötede olan yer, geriye göre önde olan yer, ön.

    • Buradan ileride bir şey yoktur
  2. bir şeyin ulaşılacak olan yönü, yeri, ön.

    • İleriye yürüyün
  3. henüz gelmemiş olan zaman, gelecek zaman, gelecek, sonra.

    • Bunu, ileriyi düşünerek söylüyorum
  4. önde bulunan.

    • İleri sınıflarda felsefe öğrenecek miyiz?
  5. vakti gerçek zamandan daha önde gösteren (saat).

    • Bu saat ileri, iki dakika geri alın
  6. önceki.

    • O bizden ilerki sınıftaydı
  7. herhangi bir nitelikçe, herhangi bir yönden, benzerlerini geride bırakmış olan.

    • Sen ondan ileri olmaya çalış
  8. ulaşılması gereken yere doğru durmadan yürü anlamında söylenir.

    • İleri, hiç durmadan ileri!
  9. öne doğru.

    • Biri ileri çıktı
  10. temel duruşta ayak uçlarının gösterdiği yön.

  11. öne almak, öne çıkarmak, öne getirmek.

    • Masayı ileri almak gerekiyor
  12. (saati) ibreleri, daha ileri bir saati gösterecek biçimde çevirmek, öne almak, öne ayarlamak.

  13. öne geçmek, ön sıralara gitmek.

  14. üstün bir makama gelmek.

  15. (saat için) hızlı işleyerek zamanın önüne geçmek, zamanı olduğundan, gerçeğinden daha ilerlemiş göstermek.

  16. sözde, davranışta ölçüyü aşmak, aşırı davranışta bulunmak.

  17. (bir şeyi) öne doğru yürütmek, ilerletmek.

  18. (bir kimseyi) ilk eyleme geçen olmaya itelemek.

    • Zor işe gelince hep onu ileri sürüyorlardı
  19. üzerinde görüşülmek üzere bir düşünce söylemek ya da önermek.

  20. bir savda bulunmak, bir sav öne sürmek.

    • Bu işin yürümeyeceğini ileri sürdü
  21. öne çıkarılmak, öne sürülmek, savlanmak.

  22. önerilmek.