Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ince" in Turkish

sıfat

  1. kendi cinsinden olanlara, benzerlerine göre dar ve uzun olan, kalınlığı az olan.

  2. taneleri ufak olan.

    • Harç için biraz da ince kum gerekli
  3. çok özenilerek yapılması gereken, küçük ayrıntıları çok olan (iş, nakış vb.).

    • Giysinin ince dikişleri kaldı
  4. (sıvılar için) yoğun ve koyu olmayan, akışkanlığı çok olan.

  5. yeğin olmayan, gücü az, hafif.

    • Denizden ince bir yel esmeye başladı
  6. (ses için) kalın olmayan, pes olmayan, tiz.

    • Kadın, ince sesiyle ninniye başladı
  7. düşünce, duygu ve davranışlarıyla insanın sevgi ve saygısını kazanan (kimse).

  8. oldukça ince olarak, ince bir biçimde.

    • Soğanlar ince ince doğranacak
  9. pek belli etmeksizin, belli belirsiz, hafif hafif.

  10. nakış.

  11. çok özen ve dikkat isteyen iş.

  12. dikkatli ve hesaplı davranış.

  13. en küçük ayrıntılarına değin inerek, çok dikkatle, titiz bir biçimde, titizlikle.

    • Durumu inceden inceye gözden geçirmeliydi
  14. tiz olmayan, belli belirsiz, hafif bir sesle.

    • Orman, inceden inceye uğulduyordu