Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kırık" in Turkish

sıfat

  1. kırılmış olan.

    • Kırık camı değiştirdiler
  2. gücenmiş, kırılmış, üzgün, dargın.

    • Çocuk, kırık bakışlarını kaçırmıştı
  3. soyu karışık olan, saf kan olmayan, melez.

    • Kırık tazı iyi avlarmış
  4. (okulda) tam nota göre düşük olan (not), zayıf (not).

    • Karnesinde iki kırığı var
  5. bir şeyin kırılan yeri.

    • Borunun kırığını göremiyorum
  6. kırılmış olan bir şeyden ayrılan parça.

    • Cam kırıklarını süpürün
  7. dövülerek irice taneler, parçalar durumuna getirilmiş şey.

    • Yarma bir tür buğday kırığıdır
  8. kemiğin bir etkiyle kırılması.

    • Kolunda kırık yokmuş
  9. (tavla oyununda) vurularak oyun dışı bırakılan, oyuna yeniden sokulması gereken pul.

  10. (eşya için) çürük, değersiz, eski.

    • Kırık dökük birkaç masa, sandalyeyle büro açılır mı?
  11. (söz için) düzgün olmayan, parça parça.

    • Çocuk kırık dökük sözlerle derdini anlattı