Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kırılmak" in Turkish

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. kırmak eylemine konu olmak.

  2. (katı bir nesne) parça parça olmak, birçok parçaya ayrılmak.

    • Vazo kırılmış
  3. bükülerek kat yeri oluşturmak.

    • Kumaş kırılmış, ütü istiyor
  4. (insanlar ve hayvanlar için, savaş, salgın hastalık vb. nedeniyle) çok sayıda, toplu olarak ölmek.

  5. (soğuk, rüzgâr vb. için) eski gücü, eski hızı kalmamak, azalmak, yatışmak.

    • Hava biraz kırılmış
  6. (onur, umut, cesaret vb. için) yok olmak, azalmak.

    • Umudu kırılmıştı
  7. kırıklık<sup>2</sup> duyumsamak.

  8. kırgın duruma gelmek, incinip gücenmek.

    • Kimileri çabuk kırılır
  9. (ağaç, dal) üzerinde meyve, yaprak ya da çiçek çok olmak.

    • Bu yıl armutlar meyveden kırılıyor
  10. (saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen bir ışın) yön değiştirmek.

  11. (eşya için) çok eskimek.

    • Sandalyelerimiz kırılıp dökülüyor, yenilenmek istiyor
  12. kibarlığa özenmek, kibar görünmeye çalışmak.

    • İstanbul’a gidip geldi, kırılıp dökülmeye başladı
  13. kırıklık<sup>2</sup> duyumsamak.

    • Dün terlemiştim, şimdi kırılıp dökülüyorum