Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kıvırmak" in Turkish

unknown

  1. bükmek.

    • İnsanın kolunu kıvırmak tehlikelidir
  2. kenarından içe ya da dışa doğru bükmek, katlamak.

    • Pantolonunun paçalarını kıvırmıştı
  3. büklüm büklüm, kıvrım kıvrım yapmak, kıvrık duruma getirmek.

    • Saçlarını kıvırmış, kıvırcık olmuştu
  4. bir giysinin ya da kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek.

    • Ceketin kol ağzı eskiyince içine kıvırırdı
  5. kalçalarını iki yana sallayarak oynamak ya da yürümek.

    • Kadın iyi kıvırıyordu
  6. başa çıkmak, başarmak, becermek.

    • İşi yine de kıvırdık sayılır
  7. (yalan vb.) uydurup söylemek.

    • İki laf kıvırınca kurtulduk
  8. yönünü çevirmek, dönmek, sapmak.

    • Sürücü sağa kıvırıp çarpışmayı önledi
  9. çalmak, aşırmak, hırsızlamak.

  10. elde etmek, kazanmak.

    • Babamdan biraz para kıvırınca soluğu burada aldım
  11. büke büke, bükerek, kıvırarak.

  12. kalçalarını iki yana sallayarak.

    • Kadın, kıvıra kıvıra gidiyordu