Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kafa" in Turkish

Etymology

Arapça

ad

  1. baş, özellikle insan başı.

    • Kafası ağrıyormuş
  2. hayvanlarda vücudun ağız, burun, göz, kulak gibi organların bulunduğu en ön ucu.

  3. çivi vb.nin baş bölümü.

  4. anlayış, düşünce, görüş.

    • Bu kafayla çağdaş olunmaz
  5. anlama ve kavrama yeteneği, zekâ.

    • Sende kafa yok
  6. bellek.

    • Bu sözümü kafanda tut
  7. zıpzıpların en büyük olanı.

  8. kimi mekanik bütünlerde önemli parça.

  9. iri kafalı, aptal, bön, salak kimse.

  10. kafa dengi, halden bilir, anlayışlı.

  11. (biriyle) dalga geçmek, alay ederek neşelenmek.

  12. (uyuştururu vb.) içerek esrimek.

  13. uyuşturucu kullanarak sarhoş olmak.

  14. (uyuşturucu madde) sarhoş etmek.

  15. (biriyle) alay ederek neşelenmek.

  16. (bir şeyi) anlayamamak, kavrayamamak (bir şeye) akıl erdirememek.

    • Matematiği kafası almazdı
  17. zihin yorgunluğu yüzünden anlayamaz duruma gelmek.

    • Artık kafam almıyor, biraz ara verelim
  18. olabileceğine inanamamak.

    • Bu nasıl olur, kafam almıyor doğrusu!
  19. başı dönmek, başı dönerek denge durumunu yitirir gibi olmak, sersemlemek.

  20. pek çok kızmak, çok öfkelenmek.

  21. hafif sarhoş.

  22. uyuşturucu, özellikle esrar sarhoşluğu içinde (olan).

  23. iyi düşünebilen (kimse).

    • Ali’nin kafası iyidir, ona soralım
  24. esrik, sarhoş (kimse).

    • Dün gece kafam iyiydi, yolda şarkılar söylemişim
  25. zihni yorulup hiçbir şey anlayamaz duruma gelmek.

  26. çok gürültülü bir ortamda gürültüden tedirgin olmak.

  27. (bir düşünce) aklına uygun gelmek.

  28. bir kimseyi bir şey yapmaya kandırmak.

  29. çok aptal ya da inatçı olmak.

  30. önemsememek.

  31. (kendisine) uygun gelmek, onu uygun bulmak.

    • Önerisi kafama uymuştu, kabul ettim
  32. (birinin) söylediği, öğütlediği gibi yapmak.

    • Onun kafasına uymakla hata etmişim

zayıf yönünden yararlanarak kandırmak, oyuna getirmek.

  • konu önemliymiş gibi davranarak alaya almak, dalga geçmek, eğlenmek.

  • neşelenecek kadar içki içmiş olmak.

  • yeterince uyuşturucu alarak esrimek.

  • hastalanıp yatağa düşmek.

  • uyumak üzere yatmak.