Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "karışmak" in Turkish

unknown

  1. iki ya da daha çok şey bir araya gelip birbirinin içine girmek, birbirinin içinde dağılarak birleşmek.

    • Buğdaya arpa da karışmış
  2. altüst olmak, düzeni bozulmak, dolaşmak, dağılmak.

    • Çocuğun saçı karışmış, tarayıver
  3. (deniz için) durgunluğunu, duruluğunu yitirmek, bulanmak, dalgalanmak.

    • Deniz birden karıştı, sular kıyıya çarpmaya başladı
  4. (zihin, akıl için) seçikliğini, duruluğunu yitirmek, bulanmak, doğru algılayamaz olmak.

    • Bu konuda zihnim biraz karıştı
  5. anlaşılması güçleşmek, açıklığını yitirmek.

    • Konu karışmış da olsa, bir şeyler sezdik
  6. herhangi bir biçimde ilgilenmek, araya girmek, el atmak, engellemek.

    • Bu işe karışmak ona düşmez
  7. yetkisinde bulunmak, işi olmak, iş edinmek, bakmak, ilgilenmek.

    • Sokakların temizliğine belediye karışır
  8. bir araya gelmek, katılmak.

    • Bugün size karışmak istemiyorum, ayrı oturacağım
  9. (halk inanışına göre) cinlerle, perilerle ilgisi olmak.

    • Onun iyi kimselere karışmış olduğu söylenir
  10. içinde kargaşa çıkmak, toplumsal düzeni bozulmak, karışıklık çıkmak.

    • Ülke iyice karışmıştı