Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "karşı" in Turkish

ad

  1. bir kimsenin, bir yerin, bir şeyin esas tutulan yüzünün ilerisi.

    • Karşıya bak, ne görüyorsun?
  2. yol, deniz, ırmak vb.nin öbür yanı ya da kıyısı.

    • Karşıya vapurla geçelim
  3. ön, huzur, kat, makam.

    • Sizi savcının karşısına çıkarırlar sonra
  4. bulunulan yerin ilerisinde olan.

    • Karşı evde kim oturuyor?
  5. karşı cephede bulunan, karşıt.

    • Karşı takıma iki gol attılar
  6. yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

    • Denize karşı oturup rakı içtiler
  7. karşılık olarak.

    • Yaptığına karşı bir şeyler verelim
  8. (sabah sözcüğüyle kullanıldığında) –a doğru, sıralarında, sularında.

    • Sabaha karşı yola çıktık
  9. aykırı olarak, karşıya alarak.

    • Rüzgâra karşı yürümek güçtür
  10. hakkında, için.

    • Ona karşı sevgi duyuyordu
  11. dışarıdan gelen kimseyi karşılamaya gitmek.

  12. bir düşünceye, davranışa katılmamak, onun karşısında olmak, onu yanlış bulduğunu öne sürmek.

    • Bu öneriye karşı çıkmak benim görevimdi
  13. bir karşıdan öbür karşıya.

  14. hiç karışmıyormuş gibi davranarak.

  15. gelip onun karşısında durmak.

  16. ona engel olmak ya da engel olacağını söylemek, davranışla göstermek.