Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "parlamak" in Turkish

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak, parıldamak.

    • Gökyüzünde parlayan Güneş ne güzeldir
  2. bir ışık kaynağından kendisine vuran ışıkları yansıtmak.

    • Pencerenin camı parlıyor
  3. ansızın tutuşup alev çıkarmak.

    • Ateşle yaklaşınca benzin hemen parlamıştı
  4. başarılı bir duruma gelmek, herkesçe tanınmak, ünlenmek.

    • Ozan birkaç şiiriyle parlamıştı
  5. birdenbire öfkelenmek.

    • Sabırlı annem bile, bu söz karşısında parlamış, beni azarlamıştı
  6. ışıltılı bir durum almak, ışıldamak.

    • Haberi duyunca gözleri parlamıştı
  7. (kuş) hiç beklenmedik bir zamanda pırrr diye uçmak, birdenbire havalanmak.

    • Avcının önünden bir keklik sürüsü parlamıştı
  8. (at için) birdenbire binicisinin denetiminden çıkmak.

    • At parlayıp binicisini fırlatıp atmıştı