Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "tek" in Turkish

sıfat

  1. eşi benzeri olmayan, biricik.

    • Tanrı, tektir
  2. bir.

    • Tek kişi çıkıp da seni desteklese, iş olurdu
  3. yalnızca, yalnız, sadece, salt.

    • Tek bu iş bile zordur
  4. bir çift oluşturan, birbirini tamamlayan ya da aynı işi yapan, aynı türden olan şeylerden her biri.

    • Ayakkabımın teki delinmiş
  5. sek olarak bir kadehin yarısı kadar olan içki.

    • Ayaküstü iki tek atıp sarhoş oldu
  6. hiçbir.

    • Seni orada tek kişi görmemiş
  7. başına getirildiği tümceye ısrarlı istek kavramı katar.

    • Tek söylesin de ne derse desin!
  8. yalnız başına, yanında kimse bulunmadan, kendi kendine.

    • Evde tek başına kalmıştı
  9. herhangi birinin yardımı, desteği olmadan, kendi kendine, yalnız olarak.

    • İşi tek başına yürütüyor
  10. (olumlu tümcelerde) yalnız bir.

    • Tek bir gün kalıp gitti
  11. (olumsuz tümcelerde) hiçbir.

    • Köyde tek bir gün kalmış değildi
  12. tek kişinin kullanabileceği, tek kişiye göre, tek kişi için olan (yatak, yer vb.).

    • Otelde tek kişilik odalar doluydu
  13. tek kişinin yapacağı (iş), tek kişinin oynayacağı (oyun) vb.

    • Tiyatroda tek kişilik bir oyun vardı
  14. eksik hazırlıkla bir iş yapmaya kalkışmak.

  15. beceriksiz bir biçimde alay etmeye kalkışmak.

  16. mastürbasyon yapmak.