Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yük" in Turkish

ad

  1. taşıt, araba, hayvan vb.nin taşıdığı şeylerin tümü.

    • Kamyona fazla yük koymuşlar
  2. taşıt, araba, hayvan vb.nin taşıyabildiği miktar.

    • Bir kamyon yükü kömür toz çıktı
  3. ev eşyası.

    • Yükümüzü yükleyip taşındık
  4. birinin üzerine almak zorunda kaldığı ağır görev.

    • Evin yükü onun sırtındaydı
  5. isteksiz, gönülsüz yapılan, can sıkıcı iş.

    • Bu yüke katlanmam
  6. bir cismin yüzeyine biriken elektrik miktarı.

    • Bulut yükünü boşalttı
  7. ağırlık.

    • Yapının yükünü direkler kaldırır
  8. doğacak bebek.

    • Kadın yükünü düşürmüş
  9. ağırca, sıkıntılı bir işini yaptırmak.

    • Size yük olmak istemezdim ama ben bu işi beceremem
  10. paylaşmaları gereken bir harcamayı ona yaptırmak.

    • Ben, dostlarına yük olanlardan değilimdir
  11. yapması beklenen ağır bir işi başarmak.

  12. gördüğü iyiliğin karşılığı olarak bir şeyler yapmak.

  13. taşıyabileceği en ağır yükü yüklenmiş olmak.

  14. (taşıt, salon vb.) ağzına değin dolmak.

    • Vardığımızda meyhane çoktan yükünü almıştı bile