Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yüksek" in Turkish

sıfat

  1. altıyla üstü arasındaki uzaklık çok olan.

    • Masa yüksek olmuş
  2. düzeyi, belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan.

    • Yüksek yaylalarda kar bol olur
  3. çok güçlü, etkili, yeğin.

    • Sıcaklık, yüksek basınç alını oluşturmuştu
  4. olağan değerin, yaygın olanın üstünde olan, miktar olarak çok olan.

    • Yüksek ücretli bir iş buldu
  5. aşaması ya da makamı üstün olan.

    • Devlet, yüksek görevlilerine zam yaptı
  6. toplum içinde para, ün vb. yönünden üstünlüğü olan.

    • Yüksek çevrelere girmek güçtür
  7. erdemli, yüce.

    • İçi yüksek duygularla dolmuştu
  8. üst yanda bulunan, yukarıda olan yer.

    • Yükseklerde bulutlar vardı
  9. büyük parayla.

    • Kumarı yüksek oynamak isterdi
  10. (kumarda) büyük parayla, yüksek değerle oynamak.

  11. herhangi bir işte en yüksekleri hedef almak.

    • Politikada da yüksek oynamak gerekir
  12. yüksek sesle konuşmak.

  13. kendisini karşısındakinden üstün gören bir edayla konuşmak.

  14. meydan okurcasına, sert konuşmak.

  15. yapılması güç şeyleri gerçekleştirebilecekmiş gibi abartmalı konuşmak.

  16. uzaktan işitilecek nitelikte ses.

  17. ince, tiz ses.