Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yatmak" in Turkish

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. bir yere ya da bir şeyin üzerine boylu boyunca uzanmak.

  2. uyumak ya da dinlenmek ereğiyle yatağa girmek ya da bir yere uzanmak.

    • Serseriler park banklarında yatıyorlar
  3. hastalık yüzünden yatakta ya da hastanede kalmak.

    • Bir hafta hastanede yatmıştı
  4. geceyi bir yerde geçirmek.

    • Bugün yolda yatacağız, oraya ancak yarın ulaşırız
  5. yatay ya da yataya yakın duruma gelmek, eğilmek.

    • Üzerine basılan otlar yatmış
  6. alıcısı çıkmamak, satılmamak, beklemek.

    • Mallar dükkânda yatıyor
  7. işlemez, çalışmaz durumda kalmak, işsiz beklemek.

    • Kamyon iki gündür yatıyor
  8. (bir besin maddesi) bir özellik kazanmak için sirke, soğan, tuz, şarap gibi bir şeyin içinde bir süre beklemek.

    • Şarapta yatan balık lezzetli olur
  9. hapishaneye konulmak.

    • Oğlu iki yıldır yatıyor
  10. düz bir duruma gelmek, düzleşmek.

    • Kırışığı yatsın diye perdeyi ütülemişti
  11. (ölü) gömülmüş olmak.

    • Babası köy mezarlığında yatıyordu
  12. olumsuz bir nedenle başarısızlığa uğramak, istenilen sonuca ulaşamamak.

    • İş yattı
  13. var olmak, bulunmak.

    • İşin içinde kıskançlık yatıyor
  14. bir iş yapmaksızın durmak, çalışmamak ya da işsiz kalmak.

    • Köyde herkes yatıyordu, iş yoktu
  15. bir öneriyi, bir düşünceyi benimsemeye, kabul etmeye yönelmek.

    • Onlar bu önerimize yatarsa, iş düzelir
  16. cinsel ilişkide bulunmak.

  17. çalışmayanın kazancı olmaz, veresiye alışveriş eder, onun için sürekli borçlu kalır.

  18. çalışmayarak bir şeyden yararlanan kimse, o şeyi yapana borçludur.

  19. gecelerini geçirmek.

    • Otellerde kalıyordu, bir evde yatıp kalkmak özlemiydi
  20. cinsel ilişkide bulunmak.

    • Önüne gelenle yatıp kalkmaktan geri kalmıyordu