Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "yuva" in Turkish

ad

  1. kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek ya da yavrulamak için, türlü şeylerden yaptıkları ve türlü boyutlarda, biçimlerde olabilen barınak.

    • Kırlangıç yuvası, karınca yuvası, sansar yuvası
  2. genellikle ailenin oturduğu ev, aile ocağı.

    • İnsan yuvasını özlemez mi?
  3. ikiyle dört yaş arası çocukların bakıldığı, okulöncesi eğitim kurumu.

  4. kimsesizlere, yoksullara yardım ereğiyle kurulmuş barınak.

  5. kimi kötü nitelikli kişilerin çok bulunduğu, toplandığı yer.

    • O kahve kumarbaz yuvası oldu
  6. bir şeyin öğretildiği yer.

    • Okul bilgi yuvasıdır
  7. bir şeyin çok bol bulunduğu yer.

    • Göl balık yuvasıydı
  8. bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu ya da içine yerleştirildiği oyuk.

    • Göz yuvası, kilit yuvası
  9. içine bir şey yerleştirmek için matkap ya da burguyla oyuk açmak.

  10. ikiyle dört yaş arası çocukların bakıldığı, okulöncesi eğitim kurumu açmak.

  11. yuva oluşturmak, yuva hazırlamak.

    • Serçe ağaca yuva yapmış
  12. evlenmek.

    • Her genç yuva yapmak ister
  13. (birinin) eşinden boşanmasına yol açmak.

    • Dedikoduyla kadıncağızın yuvasını yıktılar
  14. eşinden ayrılarak kendi aile düzenini yok etmek.

    • Adam yuvasını yıkmak için elinden geleni yaptı