Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "zayıf" in Turkish

Etymology

Arapça

sıfat

  1. (insan ve hayvan için) vücudunda, derisi altında yeterince eti ve yağı bulunmayan, sıska, cılız.

    • Yeterli beslenmemişti, zayıf bir çocuktu
  2. görevini, işlevini yapacak ölçüde gücü olmayan, güçsüz.

    • Takım zayıftı, yenildi
  3. dayanıklılığı, sağlamlığı az olan.

    • Zayıf ip kopuvermişti
  4. olanağı, gücü, kaynağı az olan.

    • O, zayıf devleti güçlü devlet yapmıştı
  5. bilgi, yetenek yönünden güçlü olmayan, yeteneksiz, yetersiz olan.

    • Okulda zayıf bir öğrenciydi, ticarette başarılı oldu
  6. kişilikçe ve ruhsal yönden yeterince güçlü olmayan.

    • Zayıf kimseler çabuk bunalır
  7. gerçekleşme olanağı, olasılığı çok az olan, kesin olmayan.

    • İyileşmesi için, çok zayıf da olsa, bir umut vardı
  8. etkisi, gücü, yoğunluğu, enerjisi az olan, yeterince güçlü olmayan.

    • Hasta, zayıf bir sesle, inliyordu
  9. zayıf duruma gelmek, zayıflamak.

  10. gücünü yitirmek, güçsüzleşmek.

    • Savaşlar nedeniyle devlet zayıf düşmüştü