Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "çalışarak"

Learn how to use çalışarak in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Birlikte çalışarak bütün evi çabucak temizlediler.
Translate from Turkish to English

Birbirimizi anlamaya çalışarak yakınlaşırız fakat sadece birbirimizi incitiriz ve ağlarız.
Translate from Turkish to English

Çok çalışarak bir şeyi başarabiliriz.
Translate from Turkish to English

Elimden geldiğince çok çalışarak kaybolan zamanı telafi edeceğim.
Translate from Turkish to English

Geriye dönüp bakıldığında, Keşke Tom çalışarak daha fazla zaman harcasaydı.
Translate from Turkish to English

Tom bütün günü Fransızca telaffuz çalışarak geçirdi.
Translate from Turkish to English

Tom, haftada sadece bir gün çalışarak Mary'nin o kadar çok parayı nasıl yapabildiğini anlayamadığını söylüyor.
Translate from Turkish to English

Mary tüm vaktini çalışarak geçirdi.
Translate from Turkish to English

Çalışarak harcadığından daha fazla zaman harcamalısın.
Translate from Turkish to English

Tartışarak daha az ve çalışarak daha çok zaman harcayalım.
Translate from Turkish to English

Zayıflamaya çalışarak jimnastik salonunda saatler harcadı.
Translate from Turkish to English

Onun yolculuğu iptal etmesini ikna etmeye çalışarak zor bir zaman geçirdim.
Translate from Turkish to English

Dün o kırık radyoyu tamir etmeye çalışarak iki saat harcadım.
Translate from Turkish to English

Yardım edilmek istemeyen insanlara yardım etmeye çalışarak zaman geçirmeye değer mi?
Translate from Turkish to English

Çalışarak, pazarlarımızı genişletebiliriz.
Translate from Turkish to English

Servetini çok çalışarak biriktirdi.
Translate from Turkish to English

Dün bütün günü çalışarak geçirdim.
Translate from Turkish to English

Bütün geceyi test için çalışarak geçirdi.
Translate from Turkish to English

Çok çalışarak kaybedilen zamanı telafi etti.
Translate from Turkish to English

Başarısına çok çalışarak ulaştı.
Translate from Turkish to English

Çok çalışarak sınavı geçti.
Translate from Turkish to English

Biraz ödünç para almaya çalışarak tüm kasabayı koştum.
Translate from Turkish to English

Tom çekmeceyi bir levye ile kaldırarak açmaya çalışarak on beş dakika harcadı fakat onu açamadı.
Translate from Turkish to English

Zamanımın çoğunu Fransızca çalışarak geçirdim.
Translate from Turkish to English

Ne yapacağımı anlamaya çalışarak sabahı geçirdim.
Translate from Turkish to English

Bütün dünü o rapor hakkında çalışarak harcadım.
Translate from Turkish to English

Bütün günü Fransızca çalışarak geçirdim.
Translate from Turkish to English

Tom çalışarak çok zaman harcar.
Translate from Turkish to English

Hızlı bir şekilde çalışarak işi bitirdi.
Translate from Turkish to English

Sanırım Tom'u bize yardım etmesi için ikna etmeye çalışarak boşa zaman harcıyorum.
Translate from Turkish to English

Her gün Fransızca çalışarak ne kadar zaman harcarsın?
Translate from Turkish to English

Fransızca çalışarak çok zaman harcamam.
Translate from Turkish to English

Bütün hayatımı başkalarına yardım etmeye çalışarak geçirdim.
Translate from Turkish to English

Çok çalışarak hayallerinin gerçekleşmesini sağlayabilirsin.
Translate from Turkish to English

Bütün gece ne yapacağımı bulmaya çalışarak gözümü kırpmadım.
Translate from Turkish to English

Burada bir hafta çalışarak ne kadar kazanabilirim?
Translate from Turkish to English

Tom boş zamanının çoğunu Fransızca çalışarak geçirir.
Translate from Turkish to English

Tom'un çalışarak daha fazla zaman harcaması gerekiyor.
Translate from Turkish to English

Tom'un kesinlikle daha fazla çalışarak zaman harcaması gerekiyor.
Translate from Turkish to English

Bu rapor üzerinde çalışarak bütün geceyi geçirdim.

Fransızca çalışarak bir haftada en az üç saat geçiririm.

Tom sivil polis olarak çalışarak Boston'da üç yıl geçirdi.

Tom romantizme çevirmeye çalışarak Mary ile arkadaşlığını riske etmek istemedi.

Tom Mary'ye John'u yardım etmesi için ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcamamasını söyledi.

Bu şiir sessizlikte, kapalı gözlerle, kelimelerin boşlukta nasıl süzüldüğünü görmeye çalışarak okunur.

Tom bu öğleden sonra piyano çalışarak bir sürü zaman harcadı.

Tom konuşması üzerinde çalışarak gece yarısına kadar uyanık kaldı.

Tom çalışarak kütüphanede saatler harcar.

Tom'u ikna etmeye çalışarak zamanımı boşa harcadığımı biliyordum.

Onu tamir etmeye çalışarak daha fazla zaman israf etmedim.

Tom asla çalışarak fazla zaman harcıyor gibi görünmüyor.

Tom bütün zamanını çalışarak geçiriyor.

O sıkı çalışarak bir burs kazanmayı başarmayı umuyor.

Tom odasında çalışarak çok zaman harcar.

Bilmeme gerek olmayan bir dili öğrenmeye çalışarak zamanımı boşa harcamayı tercih etmiyorum.

Tom'un fikrini değiştirmeye çalışarak boşa zaman harcamayacağım.

Onu düzeltmeye çalışarak boşa zaman harcama.

Tom Mary'nin Fransızca çalışarak zamanını boşa harcadığını düşündü.

On aylık çok sıkı bir çalışmadan sonra, bazen ısıtılmamış bir kubbede gece boyunca çalışarak, Clyde Tombaugh Pluto adını verdiği bir nesne keşfetti.

Tom Fransızca çalışarak yaklaşık olarak günde bir saat harcar.

Tom bütün zamanını çalışarak geçirdi.

Tomás çalışarak çok fazla zaman harcıyor.

Üç sırtlan birbirlerini ikna etmeye çalışarak bir daire içinde oturdu.

Bu alışkanlığı öldüreceğim ya da çalışarak öleceğim.

Tüm haftayı o rapor üzerinde çalışarak geçirdim.

Ne kadar yalnız hissettiğim hakkında düşünmemeye çalışarak sadece orada oturdum.

Tom'un fikrini değiştirmesini ikna etmeye çalışarak zamanımı boşa harcamamalıydım.

Mary giyecek uygun bir şey bulmaya çalışarak dolabına baktı.

Ben sadece bu şeyi tamir ettirmeye çalışarak üç saati israf ettim.

Tom onu nasıl yapacağını bulmaya çalışarak çok zor bir zaman geçiriyor.

Soruna bir çözüm bulmaya çalışarak saatler harcadık.

Tüm günü gönüllü olarak çalışarak geçirdim.

Tom yarı zamanlı çalışarak yaklaşık ayda 300 dolar kazanır.

Tüm sabahımı gözyaşları içinde, alyansımı düşürdüğüm lavabodan çıkarmaya çalışarak geçirdim.

Tüm öğleden sonrayı Tom'dan sakınmaya çalışarak geçirdim.

Biz ekmeğimizi çalışarak kazanırız.

Tüm hafta sonunu kütüphanede çalışarak geçirdim.

Nefes almaya çalışarak kalktım.

Tom kendi başına çalışarak mükemmel şekilde Fransızca öğrendi.

Fransızca çalışarak çok zaman harcardım.

Bütün geceyi uyumaya çalışarak geçirdim.

Ben bütün sabahı İngilizce çalışarak geçirdim.

Birinin hayatını çalışarak geçirmesinin normal olduğunu düşünüyor musun?

Tom kendi başına çalışarak Fransızcada ustalaştı.

Ben bu proje üzerinde çalışarak daha fazla zaman harcamak istemiyordum.

Mümkün olduğunca çok çalışarak kayıp zamanı telafi edeceğim.

Tom yılın çoğunu Mary'nin Senato kampanyasında bir eleman olarak çalışarak geçirdi.

Bütün hafta sonunu sorun üzerinde çalışarak geçiren işçilerin ödüllendirilmesi gerekiyor.

Ben ders çalışarak bütün gece uyumadım.

Onu ikna etmeye çalışarak zamanını boşa harcıyorsun.

Biz sorunu çözmeye çalışarak saatler harcadık.

Bir öğrenci çalışarak çok zaman harcar.

İstasyon ekibi günlerini bilim deneylerinde çalışarak harcıyor.

Bir bulmacayı birleştirmeye çalışarak zaman harcamayı seviyorum.

Vaktini Tom'a yardım etmeye çalışarak harcama.

Bir çözüm bulmaya çalışarak beynine eziyet ediyordu.

Tom petrol kuyularında çalışarak çok para kazandı.

Tom piyano çalışarak çok zaman harcar.

Onu yapmaya çalışarak neredeyse kendimi öldürüyordum.

Tom ders çalışarak bütün gece yatmadığını söylüyor.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English