Learn how to use çaresiz in a Turkish sentence. Over 81 hand-picked examples.
Tom tamamen çaresiz hissetti.
Translate from Turkish to English
O olmazsa, çaresiz kalırım.
Translate from Turkish to English
Tom çaresiz.
Translate from Turkish to English
Çok çaresiz hissediyorum.
Translate from Turkish to English
Tom çaresiz görünüyor mu?
Translate from Turkish to English
Çaresiz değilim.
Translate from Turkish to English
Tom çaresiz değil.
Translate from Turkish to English
Tom çaresiz ve korkmuş hissetti.
Translate from Turkish to English
Tom yerde çaresiz yatıyordu.
Translate from Turkish to English
Tom çaresiz olmalı.
Translate from Turkish to English
O kadar da çaresiz değilim.
Translate from Turkish to English
Tom çaresiz hissetmeye başlıyordu.
Translate from Turkish to English
Kendini çaresiz hissetmeye başlıyor.
Translate from Turkish to English
Tatoeba kullanıcıları kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmemeliler.
Translate from Turkish to English
Çaresiz görünmek istemiyorsun.
Translate from Turkish to English
Çaresiz anlar, sert tedbirleri gerekir.
Translate from Turkish to English
Tamamen çaresiz hissediyorum.
Translate from Turkish to English
Kimse o kadar çaresiz değildir.
Translate from Turkish to English
Tom'un doktorlarına göre onun durumu çaresiz.
Translate from Turkish to English
Biz o kadar da çaresiz değiliz.
Translate from Turkish to English
Asla böyle çaresiz hissetmedim.
Translate from Turkish to English
Durum çaresiz görünüyordu.
Translate from Turkish to English
Tom çaresiz hissetti.
Translate from Turkish to English
O bir iş bulmak için başarısız olduğunda, Tom çaresiz hissetmeye başladı.
Translate from Turkish to English
Çok çaresiz hissettim.
Translate from Turkish to English
O kendini çaresiz hissediyordu.
Translate from Turkish to English
Çaresiz hissettiğini biliyorum.
Translate from Turkish to English
O kendini çaresiz hissetmeye başlıyor.
Translate from Turkish to English
Çok çaresiz hissettik.
Translate from Turkish to English
Bazen çaresiz hissediyorum.
Translate from Turkish to English
Şu anda çaresiz hissediyorum.
Translate from Turkish to English
Ben senin kendini çaresiz hissettiğine eminim.
Translate from Turkish to English
O, çaresiz bir hastalıktan muzdarip.
Translate from Turkish to English
Çaresiz bir belâdayım.
Translate from Turkish to English
Kendimi çaresiz hissettim.
Translate from Turkish to English
Biz tamamen çaresiz değiliz.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'nin bunu yapmak için çaresiz olduğunu söyledi.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'nin kazanmak için çaresiz olduğunu söyledi.
Translate from Turkish to English
Tom bana Mary'nin çaresiz olduğunu düşündüğünü söyledi.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'nin çaresiz olduğunu söyledi.
Translate from Turkish to English
Tom, çaresiz hissettiğini söyledi.
Translate from Turkish to English
Tom bir çözüm bulmak için çaresiz olduğunu söyledi.
Translate from Turkish to English
Sami çaresiz hale geldi.
Translate from Turkish to English
Tom çaresiz kaldı.
Translate from Turkish to English
Kendimi tamamen çaresiz hissettim.
Translate from Turkish to English
Tom kendisini tamamen çaresiz hissettiğini söyledi.
Translate from Turkish to English
Tom bunu yapmak için çaresiz görünüyordu.
Translate from Turkish to English
Bence Tom çaresiz.
Translate from Turkish to English
Tom çaresiz, değil mi?
Translate from Turkish to English
Çaresiz görünmek istemedim.
Translate from Turkish to English
Tom bunu yapmak için çok çaresiz olacak.
Translate from Turkish to English
Tom'un bunu yapmak için çaresiz olduğunu biliyorum.
Translate from Turkish to English
Allah çaresiz dert vermesin.
Translate from Turkish to English
Tom bunu yapmak için çaresiz olmalı.
Tom çok çaresiz görünüyordu.
Tom'un olduğumu düşündüğü kadar bunu yapmak için çaresiz değildim.
Tom bana çaresiz olduğunu söyledi.
Çaresiz olduklarını söylediler.
Beyle kendini çaresiz hissediyor.
Tom çaresiz bir durumda.
Her yönden sıkıştırılmışız, ama ezilmiş değiliz. Şaşırmışız, ama çaresiz değiliz.
Onlar çaresiz.
En uzun, çaresiz geceni düşün. Sabah olmadı mı?
En uzun, en çaresiz (ümitsiz) geceyi düşün. Sabah olmadı mı?
Sanırım Tom gerçekten çaresiz.
Çaresiz kaldım.
Çaresiz misin?
Bu ev kadınları çaresiz.
Çaresiz durumda, değil mi?
Tom bunu yapmak için çaresiz olabilir.
Tom'un çaresiz kalacağından şüpheliyim.
Bunu yapmak için çaresiz olduğunu söyledi.
Ne Tom ne de Mary çaresiz görünüyordu.
Kimin daha çaresiz olduğunu söylemek zor.
Babanı bulma konusunda çaresiz olduğunu biliyorum.
O, hasta bir çocuğu olan yalnız ve çaresiz bir kadın.
Tom bunu yapmak konusunda benim kadar çaresiz değil.
Bunu yapmak konusunda Tom kadar çaresiz değilim.
Bunu yapmak için çaresiz olduğumu düşünüyorsun, değil mi?
Şu an kendimi çaresiz hissediyorum.
Hiç bu kadar çaresiz olmamıştım.