Learn how to use çocuğu in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Çoğu erkek çocuğu bilgisayar oyunlarını sever.
Translate from Turkish to English
Uzaylı öğretmeniyle evlenen sıradan bir Japon okul çocuğu hakkındaki bir anime. Japonya'da böyle şeyler olur.
Translate from Turkish to English
Onun bir çocuğu olduğunu bilmiyordum.
Translate from Turkish to English
Onların on iki çocuğu var.
Translate from Turkish to English
İyi bir kız çocuğu, iyi bir eş yapacaktır.
Translate from Turkish to English
Bay Brown'ın dört çocuğu var.
Translate from Turkish to English
Amcamın üç çocuğu var.
Translate from Turkish to English
Dayımın üç çocuğu var.
Translate from Turkish to English
Onların iki kız çocuğu var.
Translate from Turkish to English
Halamın üç çocuğu var.
Translate from Turkish to English
Teyzemin üç çocuğu var.
Translate from Turkish to English
Kendi yaşamını riske atarak çocuğu kurtardı.
Translate from Turkish to English
Zengin tüccar çocuğu evlatlık aldı ve onu mirasçısı yaptı.
Translate from Turkish to English
Çocuğu yemesi için zorlama.
Translate from Turkish to English
Bay White sınavda kopye çektiği için çocuğu cezalandırdı.
Translate from Turkish to English
İki kez evlendi ve yirmiden fazla çocuğu oldu.
Translate from Turkish to English
Şimdi onların üç çocuğu var.
Translate from Turkish to English
Senin tanımadığın bu çocuğu tanıyorum.
Translate from Turkish to English
Bill boğulan çocuğu kurtarmak için nehre daldı.
Translate from Turkish to English
Onun hiç çocuğu yok.
Translate from Turkish to English
Erkek çocuğu ağacın üzerine adını kazıdı.
Translate from Turkish to English
Biz kaybolan çocuğu ve köpeği arıyoruz.
Translate from Turkish to English
Onun üç çocuğu vardır.
Translate from Turkish to English
Kasadan parayı çaldığı için çocuğu bağışladım.
Translate from Turkish to English
O, üç çocuğu tek başına yetiştirdi.
Translate from Turkish to English
Sınıftaki hiçbir erkek çocuğu Bill kadar uzun değil.
Translate from Turkish to English
Tom yanan bir binadan bir çocuğu kurtarmaya çalışırken öldü.
Translate from Turkish to English
Herkes çocuğu gerçek bir deha olarak tanır.
Translate from Turkish to English
Utangaç erkek çocuğu adını mırıldandı.
Translate from Turkish to English
Utangaç erkek çocuğu onun varlığında tamamen sıkıldı.
Translate from Turkish to English
Senin öğle yemeğini yiyen o şişman çocuğu sevmiyorum.
Translate from Turkish to English
Küçük bir çocuğu odasına kilitlemek bir zulüm hareketidir.
Translate from Turkish to English
İster inanın ister inanmayın, onun üç çocuğu var.
Translate from Turkish to English
Adam çocuğu elinden tuttu.
Translate from Turkish to English
Her iki çocuğu da tanımıyorum.
Translate from Turkish to English
Ben her iki çocuğu da sevmiyorum.
Translate from Turkish to English
Her iki çocuğu da görmedim.
Translate from Turkish to English
Çocuğu öldükten sonra, o üzüntüden neredeyse çıldırdı.
Translate from Turkish to English
Tom bana tanıdığım bir çocuğu hatırlatıyor.
Translate from Turkish to English
O, çocuğu Tom olarak çağırır.
Translate from Turkish to English
Tom evlidir ve üç çocuğu vardır.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary ana-babası bir intihar bombacısı tarafından öldürülmüş iki çocuğu evlat edindiler.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary üç çocuğu evlat edindiler.
Translate from Turkish to English
Roosevelt, 1858 yılında New York'ta varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Translate from Turkish to English
Franklin Roosevelt, zengin ve önemli bir New York ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Translate from Turkish to English
Geçindirecek dört çocuğu var.
Translate from Turkish to English
Dr. Kim gelmeden önce bir hafta boyunca çocuğu ağır hasta olmuştu.
Chris çocuğu matematik sınıfından tanıyordu ve çok kıskanıyordu.
Kay ağlamayı kesen çocuğu alıncaya kadar değildi.
Tom, üç çocuğu ile birlikte gemiye bindi.
Tom'un hiç çocuğu yoktu.
Çocuğu yatır.
Tom Mary ile konuşan çocuğu bilmiyor.
Çocuğu biliyorum.
Biz bir çocuğu evlatlık aldık.
Onun çocuğu yok.
Onun iki kız çocuğu var.
Tom'un üç çocuğu var.
Onların sadece bir çocuğu vardı.
Onlar kimsesiz çocuğu evlat edindi.
Çocuğu nerede gördün?
Onun hiç çocuğu var mı?
Çocuğu uykuya dalmış buldum.
Ben çocuğu yatıştırmaya çalıştım.
Kahverengi ayakkabılı çocuğu gördüm.
Biz çocuğu uykuya dalmış bulduk.
O, çocuğu kolundan yakaladı.
Çocuğu derin uykuda buldum.
O, çocuğu için bir oyuncak aldı.
O, çocuğu yumuşak bir biçimde yere yatırdı.
O koşan çocuğu tanıyorum.
Eşim bir çocuğu evlat edinmek istiyordu.
Öğretmen çocuğu eve gönderdi.
Erkek çocuğu yetişkin bir adammış gibi konuşuyor.
Bir çocuğu onun saatini çalarken yakaladı.
Caddeyi tek başına geçen küçük bir erkek çocuğu gördüm.
Şu çocuğu sustur.
Kamyon bir çocuğu ezdi.
Onun iki güzel çocuğu var.
Şu kız bir erkek çocuğu gibi görünüyor.
Bay Brown'un dört çocuğu vardır.
İki erkek çocuğu önümde durdu.
Bu çocuğu şımartmamalısın çünkü onu bencil hâle getiriyor.
Bir çocuğu boğulmaktan kurtardı.
Çocuğu bir işe gönderdi.
Eğer doğum sancıları insanların dediği kadar acı verseydi, herkesin sadece bir çocuğu olurdu.
Birçok erkek ve kız çocuğu vardı.
Yirmiden fazla erkek çocuğu oraya gitti.
Çocuğu iyi bir insan olarak yetiştirdi.
Erkek çocuğu fikrini değiştirmedi.
Tom'un bakacak üç çocuğu var.
Resimdeki çocuğu tanıyor musun?
Çocuğu yangından kurtardı.
Orada duran çocuğu tanıyorum.
Onların hepsi kayıp çocuğu aradı.
Çocuğu boğulmaktan kurtardılar.
Küçük bir çocuğu boğulmaktan kurtardı.
Çocuğu için güzel bir oyuncak aldı.
En küçük çocuğu beş yaşında.
Polis kayıp çocuğu aradı.