Learn how to use öğlen in a Turkish sentence. Over 62 hand-picked examples.
Öğrencilerin öğlen yemeği zamanı saat on ikiden saat bire kadardır.
Translate from Turkish to English
Şimdi öğlen yemeği zamanı.
Translate from Turkish to English
Scott! Lütfen öğlen yemeği için sosisli sandviç yap.
Translate from Turkish to English
Öğlen yemeğimizi genellikle öğlen yeriz.
Translate from Turkish to English
İşimi öğlen yemeğinden önce bitirmek istiyorum.
Translate from Turkish to English
Onunla öğlen randevum var.
Translate from Turkish to English
Öğlen pek yemek yemedin, değil mi?
Translate from Turkish to English
Öğlen yemeği için ne yedin?
Translate from Turkish to English
Öğlen yemeğinde ne yersin?
Translate from Turkish to English
Dün öğlen çalışıyordun, değil mi?
Translate from Turkish to English
Bugün öğlen yemeği için dışarı çıkacak mıyız?
Translate from Turkish to English
İzmir'de dün öğlen saatlerinde gökyüzünün büyük bölümü açıktı.
Translate from Turkish to English
Bu öğlen yapacak çok işim var.
Translate from Turkish to English
Öğlen yemeğini normalden erken yedik ve on iki buçukta dışarı çıktık.
Translate from Turkish to English
Tom'un öğlen yemeği için 15 dakikası var.
Translate from Turkish to English
Okulda öğlen yemeği veriyorlar mı?
Translate from Turkish to English
O gösterişli lokantaya öğlen değil, akşam yemeği için gidelim.
Translate from Turkish to English
Ona yarın öğlen beni aramasını söyle.
Translate from Turkish to English
Zaten yemiş olmasaydım, öğlen yemeğini sizinle beraber yemeyi çok isterdim.
Translate from Turkish to English
Öğlen yemeği için seninle buluşamam.
Translate from Turkish to English
Biz bügün öğlen 3'te alışveriş merkezinde toplanacağız.
Translate from Turkish to English
Öğlen saat üçte buluşacağız.
Translate from Turkish to English
Birçok insan öğlen yemeğinden sonra dişlerini fırçalamaz.
Translate from Turkish to English
Neredeyse öğlen oldu.
Translate from Turkish to English
Öğlen nerede yemek yiyorsunuz?
Translate from Turkish to English
Annem bana öğlen yemeği hazırladı.
Translate from Turkish to English
Öğlen oldu biz hala kahvaltı yapmadık.
Translate from Turkish to English
Biz öğlen yemeği yemek için göle gidiyoruz.
Translate from Turkish to English
Mary henüz öğlen yemeğini yemedi.
Translate from Turkish to English
Tom öğlen yemeği için bir sandviç yaptı.
Translate from Turkish to English
Öğlen başlarım.
Translate from Turkish to English
Ben öğlen ve saat iki arasında geliyorum.
Translate from Turkish to English
Biz öğlen civarında öğle yemeği yiyoruz.
Translate from Turkish to English
Son başvuru tarihi Pazartesi öğlen.
Translate from Turkish to English
Öğlen yemeği saat kaçta?
Translate from Turkish to English
Tom henüz öğlen yemeği yemedi.
Translate from Turkish to English
Tom öğlen civarında gelecek.
Translate from Turkish to English
Pazartesi öğlen 2 buçuğa kadar vaktimiz var.
Translate from Turkish to English
Öğlen yemeğimi daha önce yedim.
Translate from Turkish to English
Öğlen yemeğimi bir süre önce yemiştim.
Translate from Turkish to English
Öğlen civarında varacağım.
Translate from Turkish to English
Tom öğlen yemeği yapıyor, değil mi?
Translate from Turkish to English
Öğlen öğle yemeği yiyoruz.
Translate from Turkish to English
Banka sabahları saat dokuzda açılıp öğlen saat üçte kapanır.
Translate from Turkish to English
Tom bizimle öğlen yemeği yiyecek mi?
Translate from Turkish to English
Öğlen yemeği için yeterince zamanım yoktu.
Translate from Turkish to English
Tom'un vardiyası öğlen başlıyor.
Translate from Turkish to English
Seni öğlen alırım.
Translate from Turkish to English
Ali markete gittiğinde öğlen ekmeği daha gelmemişti.
Tom'un vardiyası öğlen 12'de başlıyor.
Öğlen civarı öğle yemeği yedik.
Öğlen yemeğinden sonra genellikle ne yaparsın?
Öğlen gelecek.
Öğlen erken saatlerde genelde uykusu gelir.
Cuma günü öğlen boş musun?
Tepe zamanları ise sabah ve öğlen saatleri.
Gün; gece, sabah, öğlen ve akşamdan oluşur.
En son ne zaman tam öğün yediniz? Sabah mı, öğlen mi, yoksa akşam mı?
Öğlen boyunca boşu boşuna bekledim.
Vaktim olmadığı için öğlen yemeği yemedim.
Yarınki öğlen yemeğini beraber yiyelim.
Öğlen Tokyo'ya vardım.