Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "öbür"

Learn how to use öbür in a Turkish sentence. Over 76 hand-picked examples.

Ben nehrin öbür yakasına yüzebilirim.
Translate from Turkish to English

Öbür gün Tom'un doğum günü.
Translate from Turkish to English

Ben öbür gün için bir randevu istiyorum.
Translate from Turkish to English

Ben yüzerek nehrin öbür yakasına geçmeyi öneriyorum.
Translate from Turkish to English

Nehrin öbür yakasına yüzmek ne kadar sürer?
Translate from Turkish to English

Öbür gün Yumi Osaka'ya hareket ediyor.
Translate from Turkish to English

Öbür gün Mary'yi aramayı planlıyorum.
Translate from Turkish to English

Dünyanın öbür ucuna da gitsen peşinden geleceğimi bilmelisin.
Translate from Turkish to English

Yarın değil öbür gün yola çıkıyoruz.
Translate from Turkish to English

Dünyanın öbür ucuna kadar seni takip edeceğim.
Translate from Turkish to English

Öbür güne kadar burada kalacağım.
Translate from Turkish to English

Öbür kuş bülbüldü.
Translate from Turkish to English

Bir göz ağlarken öbür göz gülmez.
Translate from Turkish to English

Tom odanın öbür tarafına yürüdü ve pencereyi açtı.
Translate from Turkish to English

Tom öbür gün Boston'a gidiyor.
Translate from Turkish to English

Tom öbür ay Boston'a gidecek.
Translate from Turkish to English

Tom bankadan gelen caddenin öbür tarafında arabasında bekledi.
Translate from Turkish to English

Tom suyun öbür tarafına baktı.
Translate from Turkish to English

Öbür gün boş musun?
Translate from Turkish to English

Öbür gün seninle konuşmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Gelelim madalyonun öbür yüzüne.
Translate from Turkish to English

Öbür gün nereye gidiyorsun?
Translate from Turkish to English

Meryem öbür kızlar gibi değil.
Translate from Turkish to English

Öbür dünyayı unutup hiç gitmeyecek gibi bu dünyada yaşayan azgın insanlar ve azgın halklar, yazık size.
Translate from Turkish to English

Öbür gün seni göreceğim.
Translate from Turkish to English

Lütfen öbür gün öğle yemeği için uğra.
Translate from Turkish to English

Öbür gün Avustralya'ya döneceğim.
Translate from Turkish to English

Öbür gün Avustralya'ya geri geleceğim.
Translate from Turkish to English

Dün cumaydı ve öbür gün pazartesidir.
Translate from Turkish to English

Öbür güne kadar bu işi bitirmeliyim.
Translate from Turkish to English

Yarın çarşamba ve öbür gün perşembe.
Translate from Turkish to English

Öbür güne kadar bu ev ödevini bitirtmelisin.
Translate from Turkish to English

Onlar öbür gün bir parti verecek.
Translate from Turkish to English

Öbür güne kadar işimi yaptırmalıyım.
Translate from Turkish to English

Öbür gün Marin'nın doğum günü.
Translate from Turkish to English

Oshtylech öbür gün evleniyor.
Translate from Turkish to English

Öbür gün 13 yaşına gireceğim.
Translate from Turkish to English

Dün cumaydı öbür gün pazartesi olacak.
Translate from Turkish to English

Konferans öbür gün yapılacak.
Translate from Turkish to English

Başvuru sahibi öbür gün seni görmeye gelecek.
Translate from Turkish to English

Öbür gün yağmur yağarsa evde kalacağım.
Translate from Turkish to English

Öbür güne kadar ayrılmayı planlamıyorum.
Translate from Turkish to English

Tom öbür gün Boston'a gitmek zorunda söylüyor.
Translate from Turkish to English

Doğru, daha ayakkabılarını giyememişken; yalan, dünyanın öbür ucuna gitmiştir bile.
Translate from Turkish to English

Onu yarın değil öbür gün buraya getireceğim.
Translate from Turkish to English

Öbür düğmeye basmayı dene.
Translate from Turkish to English

Bir teknisyen öbür gün evinize gelecek.
Translate from Turkish to English

Acele et. Öbür türlü öğle yemeğine geç kalacağız.
Translate from Turkish to English

Tom kanalın öbür tarafına yüzdü.

„Ne dersin, öbür güne kadar iyileşir mi?“ - „Bilmem ki. Önce bir onunla konuşayım.“

Tom öbür odada uyudu.

Öbür pazartesi geri döneceğim.

Tom öbür gün geri gelecek.

Tom öbür hafta Boston'da olacak.

Yarın arife, öbür gün bayram.

Öbür hafta Avustralya'da olmam gerekiyor.

Daha öbür yüzümü görmedin.

Madalyonun öbür yüzü de var.

Kolordunun öbür iki tümeninden 12. Tümen, Hasankale doğusunda sınırda, 11. Tümen Bayazıt'ta bulunuyordu.

Madalyonun bir de öbür yüzü var.

Sam'la Yafet bir giysi alıp omuzlarına attılar, geri geri yürüyerek çıplak babalarını örttüler. Çıplak babalarını görmemek için yüzlerini öbür yana çevirdiler.

“Artık insanların, ‘İsrail halkını Mısır'dan çıkaran RAB'bin varlığı hakkı için’ demeyecekleri günler geliyor” diyor RAB. “Bunun yerine, ‘İsrail soyunu kuzey ülkesinden ve sürdüğü bütün öbür ülkelerden geri getiren RAB'bin varlığı hakkı için’ diyecekler. Böylece kendi topraklarında yaşayacaklar.”

Ayakkabının öbür teki nerede?

Masanın öbür tarafına geç.

Tom ırmağın öbür yakasında oturuyor.

Doğum günü yarın değil öbür gün.

Yarın değil öbür gün onun doğum günü.

Yarın değil öbür gün buraya gelmeyi düşünüyor.

Öbür tarafı bilmem ama bu tarafta iyiler kaybeder.

Dün değil öbür gün cumartesiydi.

"Acaba öbür türlü yapsak daha mı iyi?" "Ne fark edecek ki?"

Gölün öbür yakasına yüzmek istiyorum.

Ben öbür tarafa gidiyorum.

Ben öbür yöne gidiyorum.

Dün değil öbür gün okula gelmiş miydin?

Yanni, Cezayir'in öbür tarafına gitmek istiyor.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English