Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "ödemek"

Learn how to use ödemek in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Vergi ödemek her işçinin yükümlülüğüdür.
Translate from Turkish to English

Ben bir kredi kartı ile ödemek istiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom arabasını yanlış yere park ettiği için ceza ödemek zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Tom, Mary ile birlikte her çıkışında her zaman hesabı ödemek zorunda kalmaktan usandı.
Translate from Turkish to English

Tom o faturayı ödemek için yeterli parası olup olmadığını merak etti.
Translate from Turkish to English

Tom yaya geçidinden geçmediği için ceza ödemek zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Tom her şey için kendisi ödemek zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Tom ikinci el bir bilgisayar için o kadar çok para ödemek için isteksizdi.
Translate from Turkish to English

Tom faturasını ödemek için sıkı sık son dakikaya kadar bekler.
Translate from Turkish to English

Tom bir şey ödemek zorunda değildir.
Translate from Turkish to English

Tom hesabı ödemek için cüzdanında yeterli parası olduğunu düşünmüyordu.
Translate from Turkish to English

Tom ödemek için söz vermesine rağmen, Mary'yi faturayla sıkıştırdı.
Translate from Turkish to English

Bileti ödemek için cebinde yeterli paran olduğundan emin olmalısın.
Translate from Turkish to English

İlerlemek ve faturayı hemen ödemek sanırım mantıklı olur.
Translate from Turkish to English

Bu saat için en az 1,000 dolar ödemek zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English

Sam ayın sonunda parayı ödemek için söz verdi.
Translate from Turkish to English

Tom o kadar çok ödemek niyetinde değildi.
Translate from Turkish to English

Vergileri ödemek zorundasın.
Translate from Turkish to English

Nakit olarak ödemek istiyorum.
Translate from Turkish to English

Peşin ödemek zorundasın.
Translate from Turkish to English

Bedelini ödemek zorundasın.
Translate from Turkish to English

Nasıl ödemek istersiniz?
Translate from Turkish to English

O, kitap için ödemek zorunda.
Translate from Turkish to English

O, kendi borçlarını ödemek zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Kredi kartıyla ödemek istiyorum.
Translate from Turkish to English

Hesabı ödemek istiyorum.
Translate from Turkish to English

Hesabı ödemek istiyorum, lütfen.
Translate from Turkish to English

Tom birkaç dolar daha ödemek zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

İlaveten 5 dolar ödemek zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English

Otobüse ödemek için param yok.
Translate from Turkish to English

Bütün Amerikalılar vergilerini ödemek zorundadır.
Translate from Turkish to English

Malzemelere ödemek için paraya ihtiyaçları vardı.
Translate from Turkish to English

Bunu kredi kartımla ödemek istiyorum.
Translate from Turkish to English

Vergilerimizi ödemek için yasal zorunluluğumuz var.
Translate from Turkish to English

Bu krediyi bir şekilde geri ödemek zorunda kalacağız.
Translate from Turkish to English

Endişelenmek olmayan bir borcu ödemek gibidir.
Translate from Turkish to English

Tatillerde 10,000 yen fazladan ödemek zorundasın.
Translate from Turkish to English

Borcumu ödemek zorundayım.
Translate from Turkish to English

Donan bir dilenci tedavi için hastaneye getirildi. Fakat faturayı ödemek için bir senti bile yoktu.
Translate from Turkish to English

Vergi ödemek zorunda mıyım?
Translate from Turkish to English

Ödemek istedim.
Translate from Turkish to English

Nakit ödemek ister misiniz?
Translate from Turkish to English

Borçlu olduğu parayı geri ödemek istiyor.
Translate from Turkish to English

Bu defa ödemek için sıra bende.
Translate from Turkish to English

Tom bütün faturalarını ödemek için yeterli paraya sahip değil.

Bugün bu faturayı ödemek zorundayım.

Ne mutlu ki, faturayı ödemek için yeterli parası vardı.

Borcunu tamamıyla ödemek istiyor.

Borçlarını tamamıyla ödemek istiyor.

Borçlandığı parayı geri ödemek istiyor.

Böyle ıvır zıvır için bu kadar çok para ödemek cinayettir.

Tom'a çatındaki karı temizletmek için ne kadar ödemek zorunda kaldın?

Kredi kartıyla ödemek istiyor musun?

Biri bunu ödemek zorunda.

Akşam yemeğini ödemek için benim sıram.

Birisi bedeli ödemek zorunda.

Tom ödemek için kredi kartı kullandı.

Biletler için ne kadar ödemek zorunda kaldın?

Ne kadar ödemek zorunda olacağımızı merak ediyorum.

Tüm faturaları ödemek zorunda olan kişi benim.

Faturalarını ödemek zorunda olmayı sevmiyorum.

Tom, üç kredi kartının limitini aştı ve onları ödemek için yüksek faizli bir kredi çekmek zorunda kaldı.

Ailelerin yaptıklarının bedelini, çocuklar ödemek zorunda kalmamalı.

Ne kadar ödemek zorundayım?

Peşin ödemek zorunda mıyız?

Tom kirasını ödemek için Mary'den ödünç para almak zorundaydı.

Tom faturayı ödemek için cüzdanını çıkardı.

Yahudi-Hıristiyan konuları hakkında yazmamı istiyorsan para ödemek zorundasın.

Bir tane istiyorsan onu kendi harçlığının dışında ödemek zorundasın.

Bir şey ödemek zorunda mıyız?

Kirayı ödemek için gitarımı rehine koydum.

Bu faturayı pazartesiye kadar ödemek zorundayım.

Tom bu kadar çok ödemek istemiyordu.

Ödemek zorunda mıyız?

Onun için nasıl ödemek istersin?

Hepimiz vergi ödemek zorundayız.

Mary borçlarını ödemek için bankadan kredi çekti.

Onun yerine kredi karımla ödemek istiyorum.

Kamyonunu tamir ettirmek için ne kadar ödemek zorunda kaldın?

İhtiyacım olan operasyona ödemek için yeterli param yok.

Şu anda sana borcumu ödemek için üzerimde yeterli param yok.

Beklenmedik sağlık giderlerini ödemek için tasarruflarımızı gözden geçirmek zorunda kaldık.

Neden vergi ödemek zorundayız?

Tom'un kirayı ödemek için yeterli parası yoktu.

Onlara geri ödemek zorundayım.

Ona geri ödemek zorundayım.

Pazarlığımıza göre yarısını ödemek zorundasın.

Tüm bunu ödemek için parayı nereden aldın?

Avusturya'da otoyolu kullanmak için para ödemek zorundasın.

Tom arabanın sahibine tazminat ödemek zorunda kaldı.

Şimdi mi yoksa daha sonra mı ödemek istiyorsun?

Onlardan birini satın almak için bu kadar çok ödemek zorunda olmamalısın.

Tam fiyatı ödemek zorunda kalmadım.

Ödemek zorumda olduğum bir sürü faturam var.

Ayın sonuna kadar kiramızı ödemek zorundayız.

Onların ödemek için ne kadar istekli olduğu henüz bana söylenmedi.

Annesi onun eğitimi için ödemeyi reddetti bu yüzden o, üniversitede iken kendi masraflarını ödemek için bir hizmetçi olarak çalıştı.

Bu ay Tom'un tüm faturalarını ödemek için yeterli parası yok.

Ne kadar ödemek zorunda olacağımı bilmek istiyorum.

Tom ne kadar ödemek zorunda kalacağını merak ediyordu.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English