Learn how to use ölen in a Turkish sentence. Over 66 hand-picked examples.
Kalbim ölen kuşlar için acıdı.
Translate from Turkish to English
Kazada ölen insanlar için hepimiz yas tuttuk.
Translate from Turkish to English
Ölen annem hakkında sıkça düşünüyorum.
Translate from Turkish to English
Yanan arabalar, ölen insanlar vardı ve kimse onlara yardımcı olamadı.
Translate from Turkish to English
Trafik kazalarında ölen insan sayısı şaşırtıcıdır.
Translate from Turkish to English
Kız hemen hemen ölen anneme benziyor.
Translate from Turkish to English
İstediğimiz her şey ile tıka basa dolu olan bir depoda açlıktan ölen ilk milletiz.
Translate from Turkish to English
Kalbim açlıktan ölen o çocuklar için sızlıyor.
Translate from Turkish to English
Sen ölen kişi değilsin.
Translate from Turkish to English
Birçok eski filmlerde kahraman her zaman ölen biridir.
Translate from Turkish to English
Bu şimdiye kadar gerçek aşkı bulmadan ölen bir adam hakkındaki bir hikayedir.
Translate from Turkish to English
Aniden ölen annemi hatırladım.
Translate from Turkish to English
Ölen için bir şey yapmak zorundayız.
Translate from Turkish to English
Ölen oğlanlardan birinin adı Tom'du.
Translate from Turkish to English
Ölen çocuklardan birinin adı Tom'du.
Translate from Turkish to English
Ölürsem, yatağında huzur içinde ölen büyük babam gibi ölmek isterim. Arabasındaki tüm yolcular gibi çığlık atarak değil.
Translate from Turkish to English
Bu sabah ölen kızın arkadaşıymış.
Translate from Turkish to English
Savaşta ölen bir oğlum vardı.
Translate from Turkish to English
Onun babası Newton doğmadan üç ay önce ölen varlıklı ve eğitimsiz bir çiftçiydi.
Translate from Turkish to English
Afrika'da açlıktan ölen çocuklar var.
Translate from Turkish to English
Ölen geri gelmez.
Translate from Turkish to English
Açlıktan ölen fakir çocukların halini düşünmüyorlar mı?
Translate from Turkish to English
5 yaşından önce ölen çocukların üçte biri yetersiz beslenmeden ölüyor.
Translate from Turkish to English
Onlar açlıktan ölen fakir çocukları düşünmüyorlar.
Translate from Turkish to English
Sepet dokuma ölen bir sanattır.
Translate from Turkish to English
Aniden ölen annemi düşündüm.
Translate from Turkish to English
O ölen babasının intikamını aldı.
Translate from Turkish to English
TV'de açlıktan ölen birçok insan gördüm.
Translate from Turkish to English
Açlıktan ölen insanlara yiyecek sağla.
Translate from Turkish to English
Karısı ölen adam o.
Translate from Turkish to English
Tom, lütfen bu açlıktan ölen insanlara yemek için bir şey verir misin?
Translate from Turkish to English
Açlıktan ölen çocukları düşün.
Translate from Turkish to English
O, eşi trafik kazasında ölen adam mı?
Translate from Turkish to English
Bu röportajda, Antonio birkaç yıl önce ölen oğlu hakkında konuşuyor.
Translate from Turkish to English
Tom hâlâ araba kazasında ölen kızı Mary'nin yasını tutuyordu.
Translate from Turkish to English
Ölen adam bir şey söylemeye gayret etti ama söyleyemedi.
Translate from Turkish to English
Anne ve babası ölen çocuklar "yetim" olarak adlandırılırlar.
Translate from Turkish to English
Ölen kocası bir piyanistti.
Translate from Turkish to English
Ölen insanların hepsi gönüllü itfaiyecilerdi.
Translate from Turkish to English
Ölen kuşları gördüğümde kalbim kırıldı.
Translate from Turkish to English
Şehir açlıktan ölen askerlerle doluydu.
Translate from Turkish to English
Savaşta ölen ilk şey gerçektir.
Translate from Turkish to English
Dünyada acından ölen çocuklar olduğu için tabağındaki tüm yiyeceği ye.
Translate from Turkish to English
Genellikle ölen kocası hakkında konuşur.
Aniden, ölen annemi düşündüm.
İlk ölen kim olacak?
Ölen kişinin anısına bir anıt dikildi.
Ölen hamsterimi hızlıca veterinere götürmem gerekiyordu.
Tom ölen kadınları tanıyor muydu?
Ölen annemi düşünmeden bu resme bakamam.
Leyla ölen çocuklarını tekrar görmek için cennete gitmek istedi.
Savaşlarda ölen tüm insanları düşündüğümde üzülüyorum.
Son zamanlarda ölen bir arkadaşım vardı.
Ölen yapraklarını döken bir ağaç gibi ol.
Ölen kişi Tom'dur.
Tom ve karısı bir otomobil kazasında ailesi ölen bir kızı evlatlık aldılar.
Ölen kişi Tom.
Neyse ki ölen olmadı.
Ölen yakınları için lokma döktürdüler.
Kazada ölen adamın ailesine beş yüz bin lira kan parası ödemişler.
Ölen çocuklar gördüm.
Depremde ölen oldugu yolunda haber alinmadi.
Gelen ilk bilgilere göre olayda ölen ya da yaralanan yok.
İçimde ölen öldü, kalan kaldı, bense aynı.
Dünyada her yıl "açlıktan" ya da "tedavi edilebilir hastalıklardan" ölen on milyonlarca insan adına barıştan söz etmek mümkün değildir.
Ölen kadını tanıyor muydun?