Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "şansı"

Learn how to use şansı in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Lindbergh'in şansı ve uçuş bilgisi olmasaydı, Atlantiği geçmeyi asla başaramazdı.
Translate from Turkish to English

O takımın çok az, eğer varsa, kazanma şansı var.
Translate from Turkish to English

Onun iş bulma şansı yoktu.
Translate from Turkish to English

Tom o güne kadar başka bir ülkede yaşamak için bir şansı olacağını düşünmüyordu.
Translate from Turkish to English

İki ülke arasında hiçbir ittifak şansı yok.
Translate from Turkish to English

Bir diyete sıkı sıkıya sarılmadıkça, çok az zayıf kalma şansı vardır.
Translate from Turkish to English

Tom'un Boston'a seyahat etme şansı vardı.
Translate from Turkish to English

O, sorunu çözmek için çalıştı, ama şansı yoktu.
Translate from Turkish to English

Tom her zaman Mary'yi ziyaret etmek istedi, ama onun hiç şansı olmadı.
Translate from Turkish to English

Tom'un Mary'nin ona yapmasını söylediğini yapmaktan başka şansı yoktu.
Translate from Turkish to English

Tom yarışı kazanma şansı olduğunu düşündü.
Translate from Turkish to English

Tom, hayatta kalma şansı olduğunu düşündü.
Translate from Turkish to English

Tom borsada çok para kazanma şansı olduğunu düşündü.
Translate from Turkish to English

Tom'un işleri hatasız yapmak için tek şansı vardı.
Translate from Turkish to English

Tom hiç şansı var gibi görünmüyor.
Translate from Turkish to English

Tom başarmak için bir şansı olduğunu düşünmüyordu fakat o hiç olmazsa bir fırsat vermek istedi.
Translate from Turkish to English

Eğer Tom Mary'ye yardım etmeseydi, onun hayatta kalma şansı olmayacaktı.
Translate from Turkish to English

Onun başarma şansı yok.
Translate from Turkish to English

Onun iyileşme şansı yok.
Translate from Turkish to English

Kazanmanın bir dış şansı vardır.
Translate from Turkish to English

Onun az miktarda kazanma şansı vardır.
Translate from Turkish to English

Onun şansı açık.
Translate from Turkish to English

Onun şansı açıktır.
Translate from Turkish to English

Herkesin şansı bir gün dönebilir.
Translate from Turkish to English

Herkes ikinci bir şansı hak eder.
Translate from Turkish to English

Ona bir kaçma şansı verdiler.
Translate from Turkish to English

İyi bir başarı şansı var.
Translate from Turkish to English

Bu şansı kullanmalısınız.
Translate from Turkish to English

Önünde sonunda şansı bitecek.
Translate from Turkish to English

Er ya da geç, onun şansı bitecek.
Translate from Turkish to English

Bu planın çok az başarı şansı vardı.
Translate from Turkish to English

Onun kazanma şansı yüksek.
Translate from Turkish to English

Tom'un iyi bir seçilme şansı vardı.
Translate from Turkish to English

Onun ödülü kazanma şansı var.
Translate from Turkish to English

Tom'un Mary'nin ona yardım etmesini istemekten başka şansı yoktu.
Translate from Turkish to English

Tom'un seçimi kazanma şansı yüksek.
Translate from Turkish to English

Tom'un seçimi kazanma şansı az.
Translate from Turkish to English

Yargıç Parker'ın seçimi kazanma şansı yoktu.
Translate from Turkish to English

Başka kimsenin şansı yok.
Translate from Turkish to English

Tom'un şansı olmayacak.
Translate from Turkish to English

Tom'un başarılı olma şansı yok.
Translate from Turkish to English

Tom'un hiç şansı yoktu.
Translate from Turkish to English

Tom'un bir şansı yoktu.
Translate from Turkish to English

Tom şansı varken Mary'yi öpmeliydi.
Translate from Turkish to English

Onun iyileşme şansı var mı?
Translate from Turkish to English

Tom yarışı kazanmak için hiç şansı olmadığını hissetti.
Translate from Turkish to English

Tom bir kazanma şansı yok gibi görünüyor.
Translate from Turkish to English

Tom'un bir kazanma şansı yok.

Tom'un bir şansı olduğunu düşünüyor musun?

Onun şansı yok.

Sence onun kazanma şansı var mı?

Tembel insanların başarı şansı yoktur.

O şansı kullanmaya hazırım.

Güzel bir kızla evlenmek için iyi şansı vardı.

İyi bir iş bulmak için çok şansı vardı.

Tom'un Mary'yi bulabilmesi için herhangi bir şansı olduğunu düşünüyor musun?

İkinci şansı vermenin anlamı yok. İnsanlar değişmez.

O partinin iktidar olma şansı yok.

Başarmaktan başka şansı yok.

Tom kazanmak için bir şansı olduğunu gerçekten hissetmedi.

Tom'a, onu yapma şansı tanımayalım.

Amma şansı var!

O şansı alacağız.

Günahlarımı telafi etmem için, Allah bana bu şansı verdi.

Burs bana, eğitimime devam etme şansı verdi.

Kazanma şansı yok.

Tom'un bugün geç kalma şansı yok.

Tom'un çok kötü şansı vardı.

Tom'un çok şansı yok.

Az da olsa Mary'yi tekrar görebilme şansı beni heyecanlandırıyor.

Herkes ikinci bir şansı hak ediyor.

Bir köpek balığı tarafından saldırıya uğrama şansı çok düşüktür.

Tom'un iyi bir işe alınma şansı var.

Burada birkaç park şansı var.

Tom'un hâlâ bir şansı olabilir.

Tom'un zamanında burada olması için hiçbir şansı yok.

Tom kazanma şansı olmadığını biliyor.

Onun güzel bir kızla evlenme şansı vardı.

Tom'un çıkmak için bir şansı yoktu.

Tom'un iyileşme şansı yok.

Tom'un başarma şansı yok.

Tom'un asla onu yapma şansı olmadı.

Bunun Tom'unki olabilme şansı var.

Bu şansı tekrar yakalayamayabilirsin.

Tom'un şansı yaver gitti.

Tom son kez kez Boston'dayken Mary'yi ziyaret etme şansı yoktu.

Tom Mary'ye bir açıklama şansı vermedi.

Bir köpekbalığı tarafından saldırıya uğrama şansı çok düşüktür, özellikle bir havuzda.

Tom'un şansı yoktu.

Tom'un bir şansı olmayacak.

Bunun bir hata olma şansı var mı?

Tom'un şansı yok değil mi?

Onların çok şansı yok.

Şansı kaçırma.

Bu şansı ziyan etmemeye gayret et.

Bu, Tom'un tek şansı.

Tom'un sınıf başkanı seçilme şansı olduğunu düşünüyor musun?

Onun benden az şansı yok.

Onun da benim kadar şansı var.

Tom ikinci bir şansı hak etmiyor.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English