Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "açık"

Learn how to use açık in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Tatoeba açık kaynaklıdır.
Translate from Turkish to English

Twitter, açık kaynağı sever.
Translate from Turkish to English

Her şahsın öğrenim hakkı vardır. Öğrenim hiç olmazsa ilk ve temel safhalarında parasızdır. İlk öğretim mecburidir. Teknik ve mesleki öğretimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim, liyakatlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır.
Translate from Turkish to English

Herkesin, fikir, vicdan ve din hürriyeti hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.
Translate from Turkish to English

Gözlerini açık tut.
Translate from Turkish to English

Pencereler açık uyuma.
Translate from Turkish to English

Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapıyordu.
Translate from Turkish to English

Işıklar açık değil.
Translate from Turkish to English

Bana pencereyi açık bırakmamı söyledi.
Translate from Turkish to English

Açık farkla sınıfın en akıllı öğrencisidir.
Translate from Turkish to English

Şu çocuk, ağzı açık olarak, bana baktı.
Translate from Turkish to English

Açık kaynak; teknolojik yeniliği sağlayan motordur.
Translate from Turkish to English

Hackerlar, özel ya da kamuya açık ağlara gizlice girmek için yeni yollar arıyorlar.
Translate from Turkish to English

Pencereyi açık bırakma.
Translate from Turkish to English

Kapıyı açık bıraktık.
Translate from Turkish to English

Kapı açık. Gideceğim ve onu kapatacağım.
Translate from Turkish to English

Biri kapıyı açık bırakmış olmalı.
Translate from Turkish to English

Biri suyu açık bıraktı.
Translate from Turkish to English

Biri suyu açık bırakmış olmalı.
Translate from Turkish to English

Tom'un açık artırmada ortaya çıkacağından hiç şüphem yok.
Translate from Turkish to English

Tom açık kapıyı itti.
Translate from Turkish to English

Ama biliyorsunuz, tüm bu cümleleri toplamak ve kendimiz için saklamak hazin olacaktır. Ki Tatoeba'nın açık olmasının nedeni budur. Bizim kaynak kodumuz açıktır. Bizim bilgimiz açıktır.
Translate from Turkish to English

Ama bütün resim bu değil. Tatoeba sadece açık, işbirlikçi, çok dilli cümleler sözlüğü değildir. O, yapmak istediğimiz bir ekosistemin parçasıdır.
Translate from Turkish to English

Biz dil araçlarını bir sonraki seviyeye getirmek istiyoruz.Biz dil öğrenme manzarasında yenilik görmek istiyoruz.Ve bu, bir topluluk olmadan inşa edilemeyen verimli platformlar olmadan katkıda bulunamayan açık dil kaynakları olmadan olamaz.
Translate from Turkish to English

O, açık ara farkla en iyi öğrencidir.
Translate from Turkish to English

O, açık ara farkla takımda en iyi oyuncudur.
Translate from Turkish to English

Tom, her zaman açık fikirli olmaya çalışıyor.
Translate from Turkish to English

Onun yeşil gözleri ve açık kahverengi saçı var.
Translate from Turkish to English

Masa çekmecesi açık.
Translate from Turkish to English

Elinden geldiğince açık konuşsan iyi olur.
Translate from Turkish to English

Tatoeba açık kaynak yazılımdır.
Translate from Turkish to English

Sabah kahvaltısı iskandinav usulü açık büfedir.
Translate from Turkish to English

Bizim açık havada bir partimiz vardı.
Translate from Turkish to English

Klimayı açık bırakma.
Translate from Turkish to English

Üniversite kütüphanesi şimdi açık mı?
Translate from Turkish to English

TV açık.
Translate from Turkish to English

Kapıyı açtığında TV dan başka açık bir şeyi yoktu.
Translate from Turkish to English

Açık söylemek gerekirse, bu takımın kazanamayacak olmasının sebebi onları geride tutmanızdır.

İnsan hakları kavramının açık bir tanımına ihtiyacımız var.

Sizin için açık bırakılmış birkaç üst düzey pozisyon var.

Hava tahmini göre, hava yarın açık olacak.

"Olduğun yerde yağmur yağıyor mu? " " Hava açık. "

TV'yi açık bırakma.

TV açık bırakıp yatmaya gitmesi onun dikkatsizliği.

Bana gelince, uluslararası klas bir insan olmaya çabalamak yerine açık fikirli bir dünya insanı olmak istiyorum.

Daha açık bir renk tercih ederim.

Rüzgar durduktan sonra, tekneyle açık denize yelken açalım.

Hepimizin içinde, Tom açık ara farkla en iyi yüzücüydü.

O, kapının niçin açık olduğunu açıklıyor.

Banka sekizden ikiye kadar açık kalır.

Çiti Tom'a açık yeşile boyattık.

Tom Mary'yi açık açık yalan söylemekle suçladı.

Hava güzel olduğu zaman, Tom her zaman pencerelerini açık bıraktı.

O açık pencereden uçmak üzere olduklarını düşünüyordu.

Tom çok açık sözlüdür.

Onun tablolarından biri, açık artırmada bir milyon dolardan daha fazla getirdi.

Tom bazen ağzı açık çiğner.

Tom penceresi açık uyur.

Tom bütün gece suyu açık bıraktı.

Tom bütün gece televizyonu açık bıraktı.

Tom, bütün gece ışıkları açık bıraktı.

Tom çok uykulu ve neredeyse gözlerini açık tutamıyor.

Tom tuvalet kapağını açık bıraktığında Mary bundan hoşlanmaz.

Mary diş macununun kapağını açık bıraktığında, bu Tom'u kızdırıyor.

Tom tuvaletin kapağını açık bıraktığında bu Mary'yi kızdırıyor.

Pencerenin açık bırakılmasından kim sorumlu?

Birisi pencereyi açık bırakmış olmalı.

O, açık görüş içinde.

Dikkat etmediğin oldukça açık.

Bunu daha önce yaptığın açık.

Banka, Pazar günleri açık değil.

Suçunu çok açık bir şekilde itiraf etti.

Onun niçin sinirlendiği gayet açık.

Bu, açık ara farkla onun romanlarının en ilgincidir.

Bu, açık ara farkla onun bütün romanlarının en ilgincidir.

Ben açık açık konuşurum.

Lütfen halka açık yerlerde sigara içmekten imtina edin.

Halka açık yerleri temiz tutalım.

Lütfen açık ve doğru bir şekilde posta adresi yazın.

Dün gece kapıyı açık bırakan sen miydin?

Kale restore edildi ve halka açık.

Brian kapıyı açık bıraktı.

John kapıyı açık bıraktı.

Kate, gözleri açık yatıyordu.

Tom, açık hava sporlarına büyük ilgi duymuyor.

Onu açık çekin.

Işık açık.

Banka açık mı?

Gökyüzü açık.

Bu açık bir gün.

Hava açık olmayacak.

Kapıyı açık tutun.

Ben açık renkleri severim.

Bir yeşil ışık açık.

Kapı şimdi açık.

Ben kapıyı açık tuttum.

Pazar günü açık mı?

Ben kapıyı açık bıraktım.

Yakında hava açık olacak.

Kapıyı açık bırakmayın.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English