Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "açıklamak"

Learn how to use açıklamak in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.
Translate from Turkish to English

Onu açıklamak için sana meydan okuyorum.
Translate from Turkish to English

Tarihçinin rolü daha az keşfetmek ve onları çevirmek ve açıklamak yerine belgelerin kataloğunu hazırlamaktır.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'ye işi henüz niçin yapmadığını açıklamak için bir fırsat vermek istedi.
Translate from Turkish to English

Tom bana kendini açıklamak zorunda değildir.
Translate from Turkish to English

Bazı kelimeleri açıklamak zordur.
Translate from Turkish to English

Bir şey açıklamak zorunda değilsin.
Translate from Turkish to English

Bunun niçin işe yaramayacağını sana açıklamak çok fazla zamanımı alır.
Translate from Turkish to English

Bunu sana kaç kez açıklamak zorundayım?
Translate from Turkish to English

Kendini açıklamak için bol fırsatın olacak.
Translate from Turkish to English

Bunu açıklamak zor olabilir.
Translate from Turkish to English

Bunu açıklamak biraz zaman alacak.
Translate from Turkish to English

Açıklamak için zaman yok.
Translate from Turkish to English

Tom şakayı Mary'ye açıklamak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Bill Clinton Monica Lewinsky ile olan ilişkisini açıklamak isterken muğlak bir dil kullandı.
Translate from Turkish to English

Üzgünüm, ama acele etmek zorundayım. Bunu detaylı açıklamak için vaktim yok.
Translate from Turkish to English

Açıklamak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Onun daha açık olması için tonlamanın nasıl yapılacağını açıklamak kolay değil.
Translate from Turkish to English

Davranışlarımı açıklamak benim için zor.
Translate from Turkish to English

Onu açıklamak için zamanım yok.
Translate from Turkish to English

Riskleri açıklamak çok önemlidir.
Translate from Turkish to English

Riskleri Tom'a açıklamak çok önemli.
Translate from Turkish to English

Ne demek istediğimi açıklamak için Tom bana şans vermedi.
Translate from Turkish to English

Açıklamak için vaktim yok.
Translate from Turkish to English

Ayrıntılı bir biçimde açıklamak için vaktim yok.
Translate from Turkish to English

Onun hepsini açıklamak biraz zaman alacak.
Translate from Turkish to English

Keşke açıklamak için Tom burada olsa.
Translate from Turkish to English

Sadece geçen gün neden yardım edemediğimi açıklamak istedim.
Translate from Turkish to English

Bunu doğru biçimde açıklamak için Fransızcayı yeterince iyi konuşabilip konuşamadığımı bilmiyorum.
Translate from Turkish to English

Ne olduğunu açıklamak istedim ama hiç kimse dinlemedi.
Translate from Turkish to English

Bu seçimi neden yaptığımı açıklamak için bir şans istiyorum.
Translate from Turkish to English

Bana açıklamak için bir fırsat ver.
Translate from Turkish to English

En azından açıklamak için bana bir fırsat verir misin?
Translate from Turkish to English

Bunu onlara açıklamak zorundayım.
Translate from Turkish to English

Bunu ona açıklamak zorundayım.
Translate from Turkish to English

Bunu açıklamak ister misiniz?
Translate from Turkish to English

Onu açıklamak zor olacak.
Translate from Turkish to English

Bunu açıklamak zor.
Translate from Turkish to English

Bunu açıklamak çok zor.
Translate from Turkish to English

Tom açıklamak istedi ama Mary ona izin vermedi.
Translate from Turkish to English

Tom paranın nereye gittiğini açıklamak için ne yapacağını şaşırmış.

Onu bana açıklamak zorunda değilsin.

Kendini bana açıklamak zorunda değilsin.

Planımı açıklamak için bir fırsat istiyorum.

Hadi, bunu ona tekrar açıklamak zorundasın.

Açıklamak zorunda değilsin ki.

Ne olduğunu açıklamak biraz zaman alabilir.

Sadece nedenini açıklamak zorundayız.

Aslında, bunu açıklamak zor.

Bunu açıklamak biraz zor.

Açıklamak kolay değil.

Açıklamak çok zor.

Açıklamak çok zor olacak.

Açıklamak çok uzun sürecek.

Açıklamak çok uzun sürecekti.

Lütfen bana açıklamak için bir dakika verin.

Bunu açıklamak imkansız.

Nedenlerimi açıklamak için bir fırsat istiyorum.

Bir şey açıklamak niyetinde değilim.

Tom neden toplantıya katılmadığını açıklamak istemedi.

Tom açıklamak istedi fakat Mary ona izin vermedi.

Bu küçük hikaye her şeyi açıklamak için çok yalın.

İlk olarak bir C kursu aldığım zaman sınıfta açıklanan tek bir şeyi anlayamadım. Allah'a şükür ki bütün topluluğun nasıl çalıştığını bana açıklamak için bir programcı olan bir arkadaşım var.

Riskleri açıklamak çok önemli.

O, nasıl kaçtığını açıklamak durumunda kaldı.

Tom onu bana açıklamak zorunda değil.

Tom bir şey açıklamak zorunda değil.

Tom onu bana açıklamak zorunda değildi.

Tom ne olduğunu açıklamak için iyi bir yol düşünemedi.

Bunu biraz daha detaylı açıklamak istiyorum.

Ben şu anda onu açıklamak için zamanım olduğunu sanmıyorum.

Bunu açıklamak için bir mektup yazmam gerekecek.

Açıklamak zorunda değilsin.

Mary'ye her şeyi açıklamak için Tom'un zamanı yoktu.

Gelecek üç noktayı açıklamak istiyorum.

Dan Linda'ya, açıklamak için sayısız şans verdi.

Bu olguyu açıklamak çok kolay.

Onu sana ayrıntılı olarak açıklamak için yeterli zamanım yok.

Sadece onu açıklamak istedim.

Hiçbir şey zor bir şeyi basit şekilde açıklamak kadar zor değildir.

Onu açıklamak istiyorum.

O bir şeyi açıklamak istiyor.

Tom ne olduğunu açıklamak için elinden geleni yaptı.

Tom ne yapılması gerektiğini açıklamak için elinden geleni yaptı.

Kendimi sana açıklamak zorunda değilim!

Açıklamak için ne var?

Onu babama açıklamak zorunda kalacağım.

Senin Fransızcan bunu nasıl yapacağını açıklamak için yeterince iyi mi?

Fransızcanın sorunu açıklamak için yeterince iyi olduğunu düşünüyor musun?

Kendim açıklamak zorunda değilim.

Çoğu dilde ölüm ve ölmeyi açıklamak için örtülü ifadeler vardır.

Tehlikeyi açıklamak son derece önemlidir.

Bu sorunu açıklamak benim için çok zordur.

Size bir şeyi açıklamak istiyorum.

Ne demek istediğimi açıklamak benim için çok zor.

Sana olan aşkımı açıklamak zordur.

Sana açıklamak çok uzun sürer.

Açıklamak o kadar uzun sürmezdi.

Tom'un yokluğunu açıklamak için ne yapacağımı bilemez haldeydim.

Ayrıntılı olarak açıklamak için zaman yok.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English