Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "adam"

Learn how to use adam in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Sağlıklı olan adam sağlığın değerini bilmez.
Translate from Turkish to English

Yaşlı adam "Kedi mi?" diye sordu.
Translate from Turkish to English

Adam burada.
Translate from Turkish to English

Adam gibi davran.
Translate from Turkish to English

Yaşlı adam duymakta zorlanıyor.
Translate from Turkish to English

Bu kitabı yazan adam bir doktor.
Translate from Turkish to English

Genç adam bir doktordur.
Translate from Turkish to English

O sağlam genç bir adam.
Translate from Turkish to English

Yaşlı adam tek başına yaşıyor.
Translate from Turkish to English

Yaşlı adam yalnız yaşıyor.
Translate from Turkish to English

Bir naif tilkisi yoktur. Aynı şekilde, kusursuz bir adam diye bir şey de yoktur.
Translate from Turkish to English

Naif bir tilki yoktur. Aynı şekilde, hatasız bir adam diye bir şey de yoktur.
Translate from Turkish to English

Bu adam kim?
Translate from Turkish to English

Dört silahlı adam bankayı soyup dört milyon dolarla kaçtı.
Translate from Turkish to English

Bu adam sarhoş.
Translate from Turkish to English

Yaşlı adam büyük bir balık yakaladı.
Translate from Turkish to English

Adam kanserden öldü.
Translate from Turkish to English

Kız ölü bir adam buldu
Translate from Turkish to English

Yaşlı bir adam otobüste yanıma oturdu.
Translate from Turkish to English

Beş adam gördüm.
Translate from Turkish to English

Adam Moskova'yı görüyor.
Translate from Turkish to English

Dün o, büyük bir adam gördü.
Translate from Turkish to English

Adam ekmek yiyor.
Translate from Turkish to English

Yaşlı bir adam ağacın altında dinleniyordu.
Translate from Turkish to English

Yaşlı bir adam ağacın gölgesinde dinleniyordu.
Translate from Turkish to English

Adam bütün yolu yürümek istemedi; bu yüzden otobüse bindi.
Translate from Turkish to English

Adam ve karısı dışarı fırladı.
Translate from Turkish to English

Tartışmasız, o, iş için en iyi adam.
Translate from Turkish to English

Başbakan Koizumi kesinlikle soğukkanlı bir adam değildir.
Translate from Turkish to English

Adam parayı almadığını iddia etti.
Translate from Turkish to English

Şu genç adam bisikletçiliğe çok düşkündür.
Translate from Turkish to English

İki adam rekabet kazasından sonra Taiwan'da kollarını koparttılar.
Translate from Turkish to English

Adam önceden olduğu gibi değildir.
Translate from Turkish to English

O, hatalarını kolayca kabul edecek bir adam değildir.
Translate from Turkish to English

Vaktiyle bir adam ve karısı vardı. İçinde oturacak evleri yoktu. Tarlalarda yaşıyorlardı ve bir ağacın dibinde uyuyorlardı.
Translate from Turkish to English

Adam bütün umudunu yitirmişti.
Translate from Turkish to English

Adam bütün ümidini kaybetmişti.
Translate from Turkish to English

Yaşlı adam doksanın üzerinde.
Translate from Turkish to English

Adam, bir bankın önünde oturuyor.
Translate from Turkish to English

Adam zarif.
Translate from Turkish to English

Kayalıkların üstünde bir adam intihar etmek üzereydi.
Translate from Turkish to English

Onun içinde iki kişi vardı, onun kız öğrencilerinden birisi ve genç bir adam.
Translate from Turkish to English

Kapının önünde genç bir adam şarkı söylüyor.
Translate from Turkish to English

Yaşlı adam kalbi için güçlü ilaçlar alıyor.
Translate from Turkish to English

Alçak gönüllü adam komşuları ile iyi geçiniyor.
Translate from Turkish to English

Resmin arka planındaki o adam kimdir?
Translate from Turkish to English

Uzun boylu adam, yakasına pembe bir karanfil takmıştı.
Translate from Turkish to English

Şu genç adam bisiklete binmeye çok düşkün.
Translate from Turkish to English

O genç adam bizim öğretmenimizdir.

O araba satıcısı oldukça acayip bir adam.

Adam köyün her yerinde iyi tanınmıştır.

Adam birkaç saat önce öldü.

Adam beni yakamdan yakalamaya çalıştı.

Adam ölüyordu.

Adam beni istasyona götürmek için zahmet etti.

Adam habere şaşırdı.

Adam bu proje ile ilgilenmiyor.

Adam Ellie'yi tehlikeli bir durumdan kurtardı.

Onu vuran adam Sirhan Bişara Sirhandı.

Ümit; bir saat önce bitirdiğin çikolatalı çörek kutusunun sihirle tekrar dolup dolmadığını kontrol etmek için çılgın bir adam gibi birdenbire mutfağa doğru koştuğundadır.

Slim adında bir adam o kazada öldürüldü.

Baş katip çalışkan bir adam değil fakat üstlerine nasıl yaltaklanacağını bildiği için çabuk ilerliyor.

George adında bir adam bir otelde kalıyordu.

Kazada yaralanan adam hastaneye götürüldü.

Cuma akşamı, üç adam Bay White'ın oteline geldi ve üç oda istedi.

Kısa bir süre içinde tekrar gelmek zorunda kalacaksın: o işle ilgilenen adam az önce dışarı çıktı.

Adam tek başına rüzgar sörfü yapmaktan hoşlanıyor.

Sahnede dans eden adam benim amcam.

Steve iyi karakterli bir adam.

Yaşlı adam çok nazik.

Yaşlı adam açlıktan ölüyordu.

Tüm hatalarına rağmen, o iyi bir adam.

Otobüs süren adam benim iyi bir arkadaşım.

Yaşlı adam hızlı bir koşuşturmayla yola çıktı.

Yaşlı bir adam geldi ve Lincoln'la tokalaştı.

Birçok kişi Lincoln'un o adam olabileceğini düşündü.

İstasyonda karşılaştığın adam benim babam.

Bu adam en az beş yıldır görme özürlüdür.

Bu adam bir sanatçı!

Onların arabayı çaldı dedikleri adam budur.

Üç adam bıçaklarla onu tehdit etti.

Üç adam vardı.

Bilgelik, bilgeliğe sahip adam için hiçbir şey yapmazsa bir lanettir.

Adam üç gündür bir şey yememişti, yiyecekten başka bir şey düşünemiyordu.

"Bunu hiç düşünmedim, " dedi adam. Ne yapmalıyız?

Bu adam hayatta.

Altın bir yatakta yatan zengin bir adam var.

Kapı açıldı ve adam dışarı yürüdü.

Herkes onun sözünden dönecek son adam olduğunu bilir.

Zengin adam bir Millet satın aldı.

Silahlı adam Jack Ruby idi.

Adam akıllı ve çalışkan.

Adam çabaları sayesinde işi başarmış olmalı.

Kapıda her ne pahasına olursa olsun sizi görmek isteyen bir adam var.

Biz, onun bu iş için doğru adam olduğunu keşfettik.

O, dünyadaki en zengin adam.

O dünyadaki en mutlu adam.

İnsanlar onun bu şehirde en zengin adam olduğunu söylüyorlar.

Biz onun yetenekli bir adam olduğunu kabul ediyoruz.

İnanın bana. Ben yeni bir adam olacağım.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English