Learn how to use akan in a Turkish sentence. Over 23 hand-picked examples.
Yanaklarından aşağı akan gözyaşlarıyla bana baktı.
Translate from Turkish to English
Paris'in içinden akan nehir, Seine'dir.
Translate from Turkish to English
Küvette akan suyu var.
Translate from Turkish to English
Akan Gölü'nün üstü buz tuttu.
Translate from Turkish to English
Tom, akan suyu olmayan bir evde yaşıyor.
Translate from Turkish to English
Humboldt akıntısı Güney Amerika'nın batı kıyısı boyunca kuzeye doğru akan soğuk bir okyanus akıntısıdır.
Translate from Turkish to English
Londra'dan akan nehir Thames'tir.
Translate from Turkish to English
Thames Londra'an akan nehirdir.
Translate from Turkish to English
Londra'dan akan nehre Thames denir.
Translate from Turkish to English
Ürdün Nehri Ölü Deniz'e akan tek nehirdir.
Translate from Turkish to English
Paristen akan nehre Seine denilmektedir.
Translate from Turkish to English
Burada akan su yok.
Translate from Turkish to English
Paris'ten akan nehir Sen'dir.
Translate from Turkish to English
O, yanaklarından aşağıya doğru akan gözyaşlarıyla mektubu okudu.
Translate from Turkish to English
Akan su durgunlaşmaz.
Translate from Turkish to English
Yanmış parmağı akan suda soğut.
Translate from Turkish to English
Özgürlük sevgisi, Amerikan damarlarımızda akan ortak bir kan.
Translate from Turkish to English
Bir kız rüzgârda akan saçlarıyla koşarak geldi.
Translate from Turkish to English
Yemek denince onun için akan sular durur.
Translate from Turkish to English
Seni görünce akan sular duruyor benim için.
Translate from Turkish to English
Hayat kendi yolunda akan bir nehir gibidir. Sen ya bu nehre kapılıp gidersin ya da kenarda durup sadece seyredersin.
Translate from Turkish to English
Akan gözyaşlarıyla çifte veda ediyorum. / "Kaderleri belli olan sizler, mutlu yaşayın; / biz yine de Kaderin zorladığı yerde dolaşmalıyız."
Translate from Turkish to English
Akan sular durmak.
Translate from Turkish to English