Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "alışkın"

Learn how to use alışkın in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Yalnız yaşamaya alışkın.
Translate from Turkish to English

O uzun mesafe yürümeye alışkın.
Translate from Turkish to English

Johnny sadece birkaç ay önce İspanya'ya taşındı, o henüz İspanyolca konuşmaya alışkın değil.
Translate from Turkish to English

Öyle kaba bir biçimde konuşulmaya alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Ben erken kalkmaya alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Tom motosiklete binmeye alışkın değildir.
Translate from Turkish to English

Tom sol direksiyonlu araba sürmeye alışkın değildir.
Translate from Turkish to English

Tom alışkın olduğu şekilde daha fazla yaşamayı göze alamaz.
Translate from Turkish to English

Bob, çok çalışmaya alışkın.
Translate from Turkish to English

Mary alay edilmeye alışkın değildir.
Translate from Turkish to English

Jim henüz yolun sol tarafında sürmeye alışkın değil.
Translate from Turkish to English

Baharatlı yiyeceğe alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Zor işe alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Kız kardeşim yemek pişirmeye alışkın değildir.
Translate from Turkish to English

İş mektubu yazmaya henüz alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Ben uzun mesafeler yürümeye alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Anlamıyorum ve anlamamaya alışkın değilim. Lütfen onu bir kez daha açıkla.
Translate from Turkish to English

Toplum içinde konuşmaya alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Erken kalkmaya alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Ken Takakura yeni işine alışkın değildi.
Translate from Turkish to English

Gece geç saatlere kadar kalmaya alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Tom Japon yiyecekleri yemeğe alışkın değildi.
Translate from Turkish to English

Tom yalınayak yürümeye alışkın değildir.
Translate from Turkish to English

Herkesin önünde konuşmaya alışkın olmadığını söyledi.
Translate from Turkish to English

Uzun mesafeleri yürümeye alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

İngilizler kuyruklarda durmaya alışkın.
Translate from Turkish to English

Bu adamlar sıkı çalışmaya alışkın.
Translate from Turkish to English

Tom yalnız olmaya alışkın birine benziyor.
Translate from Turkish to English

Tom şehirde yaşamaya alışkın değil.
Translate from Turkish to English

Tom şehir hayatına alışkın değil.
Translate from Turkish to English

Bu tür soğuğa alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Bu tür sıcaklığa alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Bu kadar büyük bir kamyonu sürmeye alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Bu tür trafikte araba sürmeye alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Bu tür zor işe alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Tom oturmaya alışkın.
Translate from Turkish to English

Mary genelde alay edilmeye alışkın değildir.
Translate from Turkish to English

Tom, bütün gün masasında oturmaya alışkın.
Translate from Turkish to English

Beklemeye alışkın değiliz.
Translate from Turkish to English

O seyahat etmeye alışkın.
Translate from Turkish to English

Tom seyahat etmeye alışkın.
Translate from Turkish to English

Babam seyahat etmeye alışkın.
Translate from Turkish to English

Buna alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Ona alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Bu adamlar zor işe alışkın.
Translate from Turkish to English

Aktörler kendini göstermeye alışkın.
Translate from Turkish to English

Tom çocuklarla konuşmaya alışkın.
Translate from Turkish to English

Tom yabancılarla konuşmaya alışkın.
Translate from Turkish to English

Tom geç saatlere kadar yatmamaya alışkın.

Mary Tom'un karamsarlığına alışkın.

Tom Mary'nin şikayet ettiğini duymaya alışkın.

Tom uzun mesafeleri yürümeye alışkın.

Hırsız gece geç saatlere kadar yatmamaya alışkın.

Onlar bizim geleneklerimize henüz alışkın değil.

Onlar bir çadırda uyumaya alışkın.

Böyle tedaviye alışkın değilim.

Herkesin içinde konuşmaya alışkın değilim.

Henüz buna hâlâ alışkın değilim.

Tom herkesin önünde konuşmaya alışkın değil.

Tom o tür duruma alışkın.

Tom bu tür şeye alışkın.

Tom bu tür durumlara alışkın.

Kız tek başına her şeyi çalmaya alışkın.

Kahveyi şekersiz içmeye alışkın değilim.

Boston'da yaşamaya hâlâ alışkın değilm.

Tom hâlâ burada şeylerin çalışma tarzına alışkın değil.

Tom bu tür sorunlara alışkın görünüyordu.

Tom zor işe alışkın.

Tom çok çalışmaya alışkın.

Hâlâ bu kadar erken kalkmaya alışkın değilim.

Tom bana herkesin içinde konuşmaya alışkın olmadığını söyledi.

Bu şekilde çalışmaya alışkın değilim.

Bu tür işe alışkın değilim.

Tom yeni işine alışkın değil.

Tom yolun sol tarafında araba sürmeye alışkın değil.

Onlar bizim törelerimize henüz alışkın değil.

Küçük çocuk yetişkinlerle konuşmaya alışkın.

Bir treylerde yaşamaya alışkın olduğunuzu düşünüyordum.

Tom başarısızlığa alışkın değildi.

O bir ilkokul öğretmeni bu yüzden o çocuklarla ilgilenmeye alışkın.

Bu tür yemeğe alışkın değilim.

Sen şimdiye kadar yemek çubuklarını kullanmaya oldukça alışkın olmalısın.

Tanımadığım insanlarla hayatım hakkında konuşmaya alışkın değilim.

O buna alışkın değil.

Herkesin önünde konuşma yapmaya alışkın değilim.

Tom gibi insanlarla uğraşmaya alışkın değilim.

"Gece gündüz çalışmaya alışkın değilim." "Yakında buna alışacaksın."

İnsanların kararlarımı sorgulamasına alışkın değilim.

Ben ona alışkın değilim.

Ana dili İngilizce olan konuşurlar başka dilleri öğrenmeye alışkın mıdır?

Yapmaya alışkın olduğum şey bu.

Biz buna alışkın değiliz.

Tom kazanmaya alışkın.

Bay Ken Takakura sadece yeni işine alışkın değil.

İnsanlar dürüst olan birine alışkın değildir.

Ben beklemeye alışkın değilim.

Bu soğuğa alışkın değilim.

Ağrıya alışkın olduğumu düşünüyorum.

Ben bağrılmaya alışkın değilim.

Tom göz ardı edilmeye alışkın değil.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English