Learn how to use ana in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
İngilizce benim ana dilim.
Translate from Turkish to English
Esperanto'yu ana dilim gibi konuşabiliyorum.
Translate from Turkish to English
Onların ana dili Fransızca.
Translate from Turkish to English
Benim ana dilim İspanyolcadır.
Translate from Turkish to English
Onun ana dalı İngiliz edebiyatıdır.
Translate from Turkish to English
İtalyanca benim ana dilimdir.
Translate from Turkish to English
Fransızca, onun ana dilidir.
Translate from Turkish to English
Bizim ana dilimiz Japoncadır.
Translate from Turkish to English
Onun ana dili Fransızcadır.
Translate from Turkish to English
Benim ana dilim Japoncadır.
Translate from Turkish to English
Julia'nın ana dili İtalyanca'dır.
Translate from Turkish to English
İspanyolca onun ana dilidir.
Translate from Turkish to English
Ana baba, çocuklarına verilecek eğitim türünü seçmek hakkını öncelikle haizdirler.
Translate from Turkish to English
Öğretim insan şahsiyetinin tam gelişmesini ve insan haklarıyla ana hürriyetlerine saygının kuvvetlenmesini hedef almalıdır. Öğretim bütün milletler, ırk ve din grupları arasında anlayış, hoşgörü ve dostluğu teşvik etmeli ve Birleşmiş Milletlerin barışın idamesi yolundaki çalışmalarını geliştirmelidir.
Translate from Turkish to English
Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.
Translate from Turkish to English
Onun başarısızlığının ana nedeni tembelliktir.
Translate from Turkish to English
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü fakat onun ana dili Japonca.
Translate from Turkish to English
O, Birleşik Devletler'de büyüdü fakat onun ana dili Japonca.
Translate from Turkish to English
O, ABD'de büyüdü fakat onun ana dili Japonca.
Translate from Turkish to English
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü ama onun ana dili Japonca.
Translate from Turkish to English
O, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyüdü lâkin onun ana dili Japonca.
Translate from Turkish to English
O, Amerika'da büyüdü fakat onun ana dili Japonca.
Translate from Turkish to English
Çeşitli Türk restoranlarında, şiş kebap ana yemektir.
Translate from Turkish to English
Ana dilimiz Japonca'dır.
Translate from Turkish to English
Şu ana kadar Muskogee'de bulundu mu?
Translate from Turkish to English
Birçok küçük kasabaların ana yolları büyük ölçüde Wal-Mart gibi büyük devlerin sayesinde neredeyse bırakılmaktadırlar.
Translate from Turkish to English
İngilizcede dilin sekiz ana bölümü vardır:isim,fiil,sıfat,zarf,zamir,edat,bağlaç ve son olarak ünlem.
Translate from Turkish to English
O,şu ana kadar en iyi skordur.
Translate from Turkish to English
Resident Evil 4 şu ana kadar oynadığım en iyi oyunlardan biridir.
Translate from Turkish to English
Benim ana dilim, annemin verdiği en güzel hediyedir.
Translate from Turkish to English
Şu ana kadar yaptığın bütün şey her şeye kusur bulmak, keşke daha yapıcı bir şey söyleyebilsen.
Translate from Turkish to English
Şu ana kadar hiçbir şey doğru değil.
Translate from Turkish to English
İranlılar ana yemeği yoğurt ile yerlerdi.
Translate from Turkish to English
O, makinenin ana hatlarını kısaca anlatır.
Translate from Turkish to English
Şu ana kadar tattığım ilk Japon yemeği buydu.
Translate from Turkish to English
Şu ana kadar yiyeceğin en iyi salata onların özel öğle yemeğiyle verdikleridir.
Translate from Turkish to English
Bir şey yapmak için son ana kadar beklemeyi sevmez.
Translate from Turkish to English
O, şu ana kadar karşılaştığım bir adamın en küçük fikirlerine birçok kelimeyi sıkıştırabilir.
Bu geyik türlerinin yakalanması o kadar zor ki yabanda şu ana kadar sadece iki tanesinin resmi çekildi.
Bilgi ana bilgisayardan sizinkine aktarılabilir, ve tam tersi.
Tom'un şu ana kadar karısını terk etmeyi düşündüğünden şüpheliyim.
Tom'un şu ana kadar Irak'a gitmeyi düşündüğünden şüpheliyim.
Tom'un şu ana kadar onu söylediğinden şüpheliyim.
O, şu ana kadar nerede yeni bir şube açma fikrini ileri sürdü?
Ana yollar banliyölerin büyümesine katkıda bulunacaktır.
Ana karayolu üzerinde trafik kazası oldu.
Bay Wright, sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.
Brent bir Amerikalı, ama o sanki onun ana diliymiş gibi Japonca konuşuyor.
Tom Boston'u şu ana kadar yaşadığı herhangi bir başka yerden daha çok seviyor.
Tom'un şu ana kadar Boston'da olması bekleniyor.
Tom şu ana kadar Boston'da bulunduğunu inkar etti.
Fransızca Tom'un ana dilidir.
Tom Fransızcayı ana branş olarak seçmeye karar verdi.
Filmlerde gördüklerimize benzer uzaylıların şu ana kadar gezegenimizi ziyaret etmiş olmalarının olası olmadığını düşünüyorum.
Üniversitede ana branş olarak ne seçtin?
Bu şu ana kadar gördüğüm en güzel gün batımıdır.
Tom ve Mary ana-babası bir intihar bombacısı tarafından öldürülmüş iki çocuğu evlat edindiler.
Tom'un onunla evlenmesi için şu ana kadar Mary'ye rica etmeyi düşündüğünden şüpheliyim.
Şu ana kadar bugünkü gazeteyi okumayı bitirdin mi?
Şu ana kadar okulda iyi gidiyorsun.
Tom, ana-babasına saygı duyar.
Tom Mary'ye şu ana gördüğü en güzel gözlere sahip olduğunu söyledi.
Tom birkaç dili akıcı olarak konuşur fakat onun işi gereği, o sadece kendi ana diline çeviri yapar.
Tom şu ana kadar Mary'den bir haber almış olması gerektiği için endişeli.
Nehir ana caddeye paralel akar.
Tom şu ana kadar birden fazla iş teklifi aldı.
Tom'un şu ana kadar yaşadığı tek ülke Avustralyadır.
Tom'un şu ana kadar yapmayı denemek istediği en tehlikeli şey zehirli bir yılanı tutmaktı.
Çoğunluğu değilsede, çok sayıda profesyonel çevirmen sadece kendi ana dillerine çeviri yapmaktadırlar.
Ben sadece kendi ana dillerine çeviri yapmaları için insanları işe almak istiyorum.
Ana fikre sadık kalmalıyız.
O şu ana kadar yaşamış büyük bir müzisyendir.
O şu ana kadar yaşamış cesur bir insandır.
O, şu ana kadar gördüğüm en büyük kaşlara sahip.
Şu ana kadar yaşamış en büyük şarkıcıdır.
O, şu ana kadar oldukça mutlu.
Frank Üniversitede Sosyoloji'yi ana dal olarak seçti.
Şu ana kadar kimse Tanrıyı görmedi.
İspanyolca onun ana dili.
Şu ana kadar her şey iyi.
Santa Ana merhamet için yalvardı.
Ana vana kapalı.
Lütfen ana anahtarı getir.
Şu ana kadar şanslıydım.
Şimdi bana ana konulardan bahsedin.
Ana vana kapalıdır.
Ana cadde boyunca yürüdüm.
Bir araba ana kapıya yanaştı.
O, ana branş olarak çocuk psikolojisi eğitimi alıyor.
Tom şu ana kadar otuzun üzerinde olmalı.
Kahve, Brezilya'nın ana ürünüdür.
Oğlumun bütün ana dişleri çıktı.
Onun ana yolda bir dükkânı var.
Öğrenci ana branş olarak felsefe okuyor.
İngilizce benim ana dilim değil.
Şu ana kadar kaç tane bilgisayarın oldu?
Ana dilini konuşan bir sürü arkadaşım var.
Ben sadece senin şu ana kadar gördüğüm en güzel kadın olduğunu sandığımı sana bildirmek istedim.
O, ana kapıdır.
Cevap ana fikirden uzaktır.