Learn how to use ayırmak in a Turkish sentence. Over 30 hand-picked examples.
Tom doğruyu yanlıştan ayırmak için yeterince yaşlıdır.
Translate from Turkish to English
Bazen ikizleri ayırmak zordur.
Translate from Turkish to English
Mary her zaman iki sentini ayırmak zorundadır.
Translate from Turkish to English
Ne yaparsak yapalım, iyi insanları kötü insanlardan dış görünüşlerine bakarak ayırmak imkansızdır.
Translate from Turkish to English
Doğru ile yanlışı ayırmak her zaman kolay değildir.
Translate from Turkish to English
İnsanları kendi aralarında iyi ve kötü olarak ayırmak saçma. İnsanlar neşeli ya da sıkıntılı olabilir.
Translate from Turkish to English
Polis, çatışmaları ayırmak için tazyikli su ve gaz kullandı.
Translate from Turkish to English
Öğrenciler sıkı çalışmak zorunda, ama onlar sosyal etkinlikler için de zaman ayırmak zorundalar.
Translate from Turkish to English
Zaman ayırmak için ne yapmalıyım?
Translate from Turkish to English
Tom için biraz kek ayırmak isteyebilirsin.
Translate from Turkish to English
Biraz kendimize zaman ayırmak istiyoruz.
Translate from Turkish to English
Onları birbirinden ayırmak kolay.
Translate from Turkish to English
İkizler o kadar benzer ki onları ayırmak zor.
Translate from Turkish to English
İyiyi kötüden ayırmak kolaydır.
Translate from Turkish to English
Ukrayna güvenlik güçleri bu iki önemli kenti birbirinden ayırmak amacıyla Donetsk ve Luhansk arasındaki kasaba ve köyleri işgal etmeye çalışıyorlar.
Translate from Turkish to English
Ben birinci sınıf bir kamara ayırmak istiyorum.
Translate from Turkish to English
Telleri ayırmak zorunda kalacağız.
Translate from Turkish to English
Bir saati parçalara ayırmak onu monte etmekten daha kolaydır.
Translate from Turkish to English
Ayırmak için hiç paramız yok.
Translate from Turkish to English
Çöpü ayırmak önemlidir.
Translate from Turkish to English
Onu erkek kardeşinden ayırmak kolaydır.
Translate from Turkish to English
Köpeği çocuklardan ayırmak zorundayım.
Translate from Turkish to English
Şimdi vakit ayırmak istemiyoruz.
Translate from Turkish to English
Yeni arabamın üstüne bir ağaç düştü ve onu hurdaya ayırmak zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English
Tom yakacak odunları ayırmak için benden ona yardım etmemi istedi.
Translate from Turkish to English
Sami, Leyla'yı ailesinden ayırmak istedi.
Translate from Turkish to English
Kavgayı ayırmak isterken yaralandı.
Translate from Turkish to English
Uygulamayı birtakım evrelere ayırmak ve olaylardan yararlanarak ulusun duygu ve düşüncelerini hazırlamak ve adım adım ilerleyerek amaca ulaşmaya çalışmak gerekiyordu. Nitekim öyle olmuştur.
Translate from Turkish to English
Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
Translate from Turkish to English
Irkçı politikacılar okulları yeniden ayırmak istiyor.
Translate from Turkish to English