Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "ayrılmak"

Learn how to use ayrılmak in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Saat altıda evden ayrılmak zorundasın.
Translate from Turkish to English

Mary'nin ondan ayrılmak istediğini haber aldım.
Translate from Turkish to English

O beni aradığında evden ayrılmak üzereydim.
Translate from Turkish to English

Bayan Baker çok yakında genç adamın ayrılmak zorunda kalacağını biliyordu, yatmaya gitmeden önce arabasını gece için uygun bir yere parkedebilmek için genç adama arabasını biraz hareket ettirmesi için rica etmeye karar verdi.
Translate from Turkish to English

Ancak Lucy evinden ayrılmak üzereydi.
Translate from Turkish to English

Hoşuna gitsin ya da gitmesin, her durumda erken ayrılmak zorundasın.
Translate from Turkish to English

Tom binadan ayrılmak zorunda kalacak.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'ye 2.30'dan önce ayrılmak zorunda olduğunu söyledi.
Translate from Turkish to English

O, evinden ayrılmak istemedi.
Translate from Turkish to English

Tom Mary'nin muhtemelen erken ayrılmak isteyeceğini düşündü.
Translate from Turkish to English

Dün birkaç çocuk okuldan erken ayrılmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Tom ayrılmak zorunda kaldığını söyledi.
Translate from Turkish to English

Niçin ayrılmak istediğine dair fikrim yok.
Translate from Turkish to English

Yarın sabah ayrılmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Telefon çalmaya başladığında, Anne evden ayrılmak üzere idi.
Translate from Turkish to English

Ben ayrılmak üzereyim.
Translate from Turkish to English

Ben erken ayrılmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Ben yakında ayrılmak zorundayım.
Translate from Turkish to English

Okuldan ayrılmak zorundayım.
Translate from Turkish to English

Onlar ayrılmak üzereler.
Translate from Turkish to English

Buradan ayrılmak üzereyim.
Translate from Turkish to English

O, ayrılmak üzereydi.
Translate from Turkish to English

Buradan ayrılmak üzereyiz.
Translate from Turkish to English

O telefon ettiğinde biz tam ayrılmak üzereydik.
Translate from Turkish to English

O, evinden ayrılmak zorunda kaldı.
Translate from Turkish to English

Evimden ayrılmak üzereydim.
Translate from Turkish to English

Evden ayrılmak üzereydi.
Translate from Turkish to English

O zaman evden ayrılmak üzereydim.
Translate from Turkish to English

Ara sıra canım işimden ayrılmak istiyor.
Translate from Turkish to English

Sen içeri girdiğinde ayrılmak üzereydim.
Translate from Turkish to English

O, biz ayrılmak üzereyken geldi.
Translate from Turkish to English

Kimsenin partiden ayrılmak için acelesi yoktu.
Translate from Turkish to English

Yağmur yağdığında ayrılmak üzereydik.
Translate from Turkish to English

Telefon çaldığında, hepimiz evden ayrılmak üzereydik.
Translate from Turkish to English

Tom ayrılmak istemedi.
Translate from Turkish to English

Kırk yıllık evliliklerinin ardından ayrılmak istiyorlar.
Translate from Turkish to English

Tom'un ayrılmak istediğini sanmıyorum.
Translate from Turkish to English

Tom'un niçin ayrılmak istediğini anlayamadım.
Translate from Turkish to English

İş tamamlanmadan ayrılmak istemedim.
Translate from Turkish to English

Ayrılmak zorundayız.
Translate from Turkish to English

Okuldan ayrılmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Ayrılmak üzereydim.
Translate from Turkish to English

Şehirden ayrılmak zorundaydı, bu yüzden Berlin'e taşındı.
Translate from Turkish to English

Tren istasyondan ayrılmak üzereydi.
Translate from Turkish to English

Senin kadar çok buradan ayrılmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

En kısa zamanda buradan ayrılmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Boston'dan ayrılmak istiyorum.

Tom ceketini aldı ve ayrılmak için hazırlandı.

Şimdi ayrılmak mı istiyorsun?

Ayrılmak zorunda değildin.

Asker ayrılmak için resmi izin aldı.

Senden ayrılmak istemiyorum.

Ayrılmak istemiyorum.

Her öğrenci saat altıya kadar okuldan ayrılmak zorundadır.

Hemen buradan ayrılmak zorundayız.

Hemen buradan ayrılmak zorundasın.

Tom film bitmeden önce sinemadan ayrılmak zorunda kaldı.

Boston'dan ayrılmak zorundasın.

Geceleyin burada kalabilirsin ama sabahleyin ayrılmak zorundasın.

Bugün ayrılmak istiyorum.

Ve şimdi ayrılmak zorundasın.

O ayrılmak istiyor.

Sanırım, Tom bu kadar erken ayrılmak istemedi.

Buradan hemen ayrılmak zorundasın.

Ayrılmak istiyor musun?

Şimdi ayrılmak zorundasın.

Ayrılmak zorunda kaldım.

Bana şirketten ayrılmak istediğini söyledi.

Tom ayrılmak için kalktı.

İşten erken ayrılmak zorunda kalmayacağım.

Oradan ayrılmak kolay değildi.

Ondan ayrılmak hiç kolay olmadı.

Tom erken ayrılmak istedi.

Erken ayrılmak zorunda kalabiliriz.

Tom bana şirketten ayrılmak istediğini söyledi.

Tom bana ayrılmak istediğini söyledi.

Paris'ten ayrılmak istiyorum.

Tom evden ayrılmak üzereydi.

Okuldan ayrılmak istediğine kesinlikle emin misin?

Ayrılmak için çok erken.

Ayrılmak için hazırlanmıyorsun, değil mi?

Mary birdenbire ortaya çıktığında ben ayrılmak üzereydim.

En kısa sürede ayrılmak istiyorum.

Tom ayrılmak istiyordu.

Telefon çaldığında babam ayrılmak üzereydi.

John geldiğinde Tom ve Mary ayrılmak üzereydiler.

Bugün biraz daha erken ayrılmak isteyebilirsin.

Sen neden ayrılmak istiyorsun?

Sana teşekkür etmeden ayrılmak istemedim.

Boston'dan ayrılmak şimdiye kadar yaptığım en büyük hataydı.

Çabucak ayrılmak zorunda kaldık.

Hepimiz erken ayrılmak zorundayız.

Tom ayrılmak zorundaydı.

Ondan ayrılmak zorunda olduğu gün sonunda geldi.

O ayrılmak üzereyken vedalaştı.

Otobüs ayrılmak üzereydi.

Ayrılmak için lütfen Tom'a sorun.

Biz ayrılmak zorundaydık.

Gerçekten kız arkadaşınla ayrılmak istiyor musun?

Tom avukatlıktan ayrılmak istedi.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English