Learn how to use bölgesel in a Turkish sentence. Over 24 hand-picked examples.
Sadece, Nürnberg Bölgesel Ekspres treninde ayakta duracak yer vardı.
Translate from Turkish to English
Birinci Dünya Savaşı bölgesel bir çatışma olarak başlamış ve tarihin en kötü insanlık felaketlerinden biri olmuştur.
Translate from Turkish to English
Afganistan, Bangladeş, Butan, Hindistan, Maldivler, Nepal, Pakistan ve Sri Lanka Bölgesel İşbirliği için Güney Asya Birliğinin sekiz üyesidir.
Translate from Turkish to English
Bölgesel konsey sol kanattan hakimdir.
Translate from Turkish to English
ABD Tarım Bakanlığı çiftçilerin ve çiftlik sahiplerinin işletmelerini değişen iklime uyarlamalarına yardımcı olmak için yedi yeni "bölgesel iklim merkezi kurdu.
Translate from Turkish to English
Kızarmış örümcek, Kamboçya'da bölgesel bir yiyecektir.
Translate from Turkish to English
Herhangi bölgesel yemekleriniz var mı?
Translate from Turkish to English
Hindistan'ın bölgesel lezzet açısından zengin bir mutfağı vardır.
Translate from Turkish to English
Yabancı yatırımcılar bölgesel politik huzursuzluktan dolayı vazgeçti.
Translate from Turkish to English
Bölgesel yapay dilleri severim.
Translate from Turkish to English
Bölgesel örgüt, Etiyopya-Eritre diplomatik krizine aracılık etmede kilit bir rol oynadı.
Translate from Turkish to English
Bu bölgesel bir telaffuz.
Translate from Turkish to English
Bu bölgesel bir lehçe.
Translate from Turkish to English
Bölgesel lehçeler korunmalıdır.
Translate from Turkish to English
Üçüncü karar, bölgesel kurtuluş yollarına yöneliktir.
Translate from Turkish to English
Elden gelen bölgesel önlemlerin alınmasına ve özellikle halkın gerçek durum üzerinde aydınlatılmasına ve orada bulunan yabancı birlik ve subaylardan çekinmeye yer olmadığının anlatılmasına önem verildi ve hemen o bölgede ulusal örgütler kurmaya girişildi.
Translate from Turkish to English
Bölgesel işbirliği için iyi bir gerekçe vardır.
Translate from Turkish to English
Bölgesel girişimlere dahil olabilecek mi?
Translate from Turkish to English
DiCarlo bunun bölgesel etkilerini de vurguladı.
Translate from Turkish to English
Ortak bölgesel çıkarlarımız da bunu gerektiriyor.
Translate from Turkish to English
Diğer bir seçenek de bölgesel bir akademi kurmak.
Translate from Turkish to English
Para, bütün bölgesel yönetmenlerin ortak sorunu.
Translate from Turkish to English
Görüşmede bölgesel meselelere de değinildi.
Translate from Turkish to English
İki lider telefon görüşmesi yapıp bölgesel konuları ele aldı.
Translate from Turkish to English