Learn how to use başında in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Önümüzdeki ayın başında Tokyo'ya gidecek.
Translate from Turkish to English
Köşe başında postane vardı.
Translate from Turkish to English
Köşe başında banka var.
Translate from Turkish to English
Köşe başında bir meyhane var.
Translate from Turkish to English
Mayıs ayının başında Osaka'ya vardılar.
Translate from Turkish to English
Tom bilgisayarın başında.
Translate from Turkish to English
1950'li yıllarda şehir Buenos Aires'in milangolarında yaygın olan tangoyu dans etme stilini tanımlamak için 'Milonguero stili tango' terimi 1990'ların başında uyduruldu.
Translate from Turkish to English
Çocuğun başında büyük bir yumru var. O kadar çok ağlamasına şaşmamalı.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary her ikisi de iş başında.
Translate from Turkish to English
Tom ve Mary şu anda iş başında.
Translate from Turkish to English
Ben seni iş başında görmek için geldim.
Translate from Turkish to English
Tom hâlâ iş başında olmalı.
Translate from Turkish to English
Tom aklı başında davrandı ve polise teslim oldu.
Translate from Turkish to English
Direksiyon başında kim bulunuyor?
Translate from Turkish to English
Tom'un aklı başında.
Translate from Turkish to English
Jim'in başında beyaz bir şapkası var.
Translate from Turkish to English
Tom yirmili yaşlarının başında iken geçimini güçlükle sağlıyabiliyordu.
Translate from Turkish to English
Başında başlayalım.
Translate from Turkish to English
O, bütün gece hasta çocuğunun başında nöbet tuttu.
Translate from Turkish to English
Onun aklı başında değil.
Translate from Turkish to English
Çalışma odasında hâlâ iş başında.
Translate from Turkish to English
Tom aklı başında biridir.
Translate from Turkish to English
Sana ödünç para vermeyecek kadar aklı başında.
Translate from Turkish to English
Ağustos başında İngiltere'ye yola çıktı.
Translate from Turkish to English
Görev başında sigara içmesen iyi olur.
Translate from Turkish to English
Tom masanın başında oturdu.
Translate from Turkish to English
Direksiyon başında uyuyakalıp kaza yaptı.
Translate from Turkish to English
Babam şimdi hastanede iş başında.
Translate from Turkish to English
Polislerin görev başında içmelerine izin verilmez.
Translate from Turkish to English
Ağustos ayının başında İngiltere'ye hareket etti.
Translate from Turkish to English
Belediye başkanı geçit töreninin başında yürüdü.
Translate from Turkish to English
Direksiyon başında uykuya daldı ve kaza yaptı.
Translate from Turkish to English
Nefret ettiğim şeylerin başında aptallık gelir.
Translate from Turkish to English
Tom, aklı başında mı?
Translate from Turkish to English
Bir deli kuyuya bir taş atıyor ne var ki aklı başında yüz adam onu çıkaramıyor.
Translate from Turkish to English
Tom aklı başında değil.
Translate from Turkish to English
Bu cümlenin ilk harfinin başında kaldırılması gereken bir boşluk var.
Translate from Turkish to English
Orada babamın başında bir kuş var.
Translate from Turkish to English
Tom aklı başında bir adam değil.
Translate from Turkish to English
Aklı başında değil.
Translate from Turkish to English
O, direksiyon başında uyuyakaldı ve kaza yaptı.
Translate from Turkish to English
Yanı başında onun için atan bir kalp var.
Translate from Turkish to English
Hristiyanlık Ermenistan'a birinci yüzyılın başında geldi ve 301 yılında resmi din oldu.
Translate from Turkish to English
Yarın saat kaçta iş başında olmamı istersin?
Translate from Turkish to English
Tom aklı başında, değil mi?
Translate from Turkish to English
Tom, baskı altındayken bile soğukkanlı, sakin ve aklı başında.
Translate from Turkish to English
Önümüzdeki ayın başında Estonya'ya geziye gideceğiz.
O bölümün başında şimdi Tom var.
Neden listenin en başında benim adım var?
Dam başında saksağan, vur beline kazmayı.
Bilgisayar başında mısın?
Şimdi görev başında olmam gerekiyor.
İş başında yemek yememen gerekiyor.
İş başında yemek yememelisin.
O mutfakta düştüğünden beri aklı başında değil.
Bir cumhuriyet başında bir kral ve kraliçe yerine bir başkanı olan bir devlettir.
Dükkan sahibi çalışanların başında çalıştı.
Eski Prusya dilinin canlanması seksenlerin başında başladı.
Tom bilgisayar başında haddinden çok zaman geçiriyor.
Tom otuzların başında kel olmaya başladı.
Tom'un aklı başında değil.
Annem iş başında.
Kız kardeşim önümüzdeki yılın başında evlenecek.
Hem Tom hem de Mary iş başında.
Şu anda iş başında olman gerekmiyor mu?
Her hafta başında, ben hem yorgunum hem de mutluyum.
Tom şimdi iş başında.
Tom şu anda iş başında.
Yazar, kitabının başında bazı güzel şiirler yazdı.
Neden görevinin başında olmadığını soruyorlar.
Tom bilgisayarın başında çok fazla zaman geçiriyor.
Tom Mary'ye onu iş başında aramamasını söyledi.
Tom görev başında.
Tom iş başında serttir.
Tom hâlâ iş başında.
Tom hâlâ iş başında mı?
Rousseau çılgın ama etkiliydi; Hume aklı başında ama hiç takipçisi yoktu.
Sanırım Tom'un aklı başında.
Başında her kavuk olan hoca değildir.
Aklı başında mısın?
İş başında bir şey oldu mu?
Kocam iş başında.
Tom her zaman iş başında çetin.
Öğretmenimiz dersin başında yoklama yaptı.
Uçağım düşmezse ve organ mafyası tarafından kaçırılmazsam hafta başında sana yazacağım.
Aklı başında hiç kimse bunu yapmazdı.
Mary otuz yaşlarının başında çok çekici bir kadın.
Aklı başında hiç kimse gece şu ormanda yürümez.
Büyük harf bir cümlenin başında kullanılır.
"Tom'la hala çıkıyor musunuz?" "Hayır, geçen ayın başında ayrıldık."
Tom iş başında içki içerken bulundu.
Tom böyle bir şey yapmayacak kadar aklı başında biri.
Arkadaşım bir etnoloji müzesinin başında.
Tom direksiyon başında uyuyakalıp kazaya neden oldu.
Biz 1994 yılı başında, Windows 3.1 kullanmaya başladık.
Aklı başında biri bunu yapmaz.
Babam gelecek ayın başında dönecek.
Tom otuzlu yaşlarının başında profesyonel bir dansçı oldu.
Bir cümlenin başında büyük harf kullanılır.
O aklı başında biri.