Learn how to use bastı in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Tom lastiğe hava bastı.
Translate from Turkish to English
Tom asansöre bindi ve üçüncü katın düğmesine bastı.
Translate from Turkish to English
Tom frene bastı.
Translate from Turkish to English
O anahtara bastı.
Translate from Turkish to English
Onun lastiklerine hava bastı.
Translate from Turkish to English
O, fren pedaline bastı.
Translate from Turkish to English
Tom, Mary'nin ayağına bastı.
Translate from Turkish to English
Amcam doksana ayak bastı.
Translate from Turkish to English
O acil durum butonuna bastı.
Translate from Turkish to English
Butona bastı ve bekledi.
Translate from Turkish to English
Kasıtlı olarak ayağıma bastı.
Translate from Turkish to English
Öyle güzel bir fıkraydı ki, herkes birden kahkahayı bastı.
Translate from Turkish to English
Gazete ilanı bastı.
Translate from Turkish to English
Yağmur yağdığında sokakları sel bastı.
Translate from Turkish to English
Çocuk kasten ayağıma bastı.
Translate from Turkish to English
Trende birisi ayağıma bastı.
Translate from Turkish to English
Aniden frene bastı.
Translate from Turkish to English
Frene bastı ve araba durdu.
Translate from Turkish to English
Tom butona bastı.
Translate from Turkish to English
Ağırlık bastı.
Translate from Turkish to English
Sokağı su bastı.
Translate from Turkish to English
Sokağı sel bastı.
Translate from Turkish to English
Tom ayağıma bastı.
Translate from Turkish to English
Askerler Yunanistan'a ayak bastı.
Translate from Turkish to English
Tom bir köpeğe çarpmaktan kaçınmak için aniden frene bastı.
Translate from Turkish to English
Tom kaseyi mikrodalgaya koydu ve pişirmeyi başlatmak için düğmeye bastı.
Translate from Turkish to English
Tom duvarda gizli bir kapıyı açan bir butona bastı
Translate from Turkish to English
Tom asansör için aşağı butona bastı.
Translate from Turkish to English
Tom hoparlörde bir butona bastı.
Translate from Turkish to English
Tom gizli bir butona bastı.
Translate from Turkish to English
Tom duraklatma butonuna bastı.
Translate from Turkish to English
Tom yanlış butona bastı.
Translate from Turkish to English
Tom arabasının penceresinden dışarıya eğildi ve kapıdaki interkom tuşuna bastı.
Translate from Turkish to English
Tom bekletme butonuna bastı.
Translate from Turkish to English
Tom asansöre bindi ve katı için butona bastı.
Translate from Turkish to English
Tom uzaktan kumandasının üstünde bir düğmeye bastı ama hiçbir şey olmadı.
Translate from Turkish to English
Tom butonlardan birine bastı.
Translate from Turkish to English
Tom tuşa bastı ama hiçbir şey olmadı.
Translate from Turkish to English
Bay Ito kravatını çözdü çünkü ofisinde ona sıcak bastı.
Translate from Turkish to English
Tom çalma butonuna bastı.
Translate from Turkish to English
Tom acil butonuna bastı.
Translate from Turkish to English
Tom asansör düğmesine bastı.
Translate from Turkish to English
Tom asansör çağrı düğmesine bastı.
Translate from Turkish to English
Tom telefonunda tekrar arama tuşuna bastı.
Translate from Turkish to English
Birisi ayağıma bastı.
Translate from Turkish to English
O otuz yıl önce hapishaneden kaçtı ve o zamandan beri sırra kadem bastı.
Translate from Turkish to English
Tom düğmeye bastı.
Translate from Turkish to English
Tom tuşlardan birine bastı.
Translate from Turkish to English
Tom uzaktan kumandadaki butonlardan birine bastı.
Translate from Turkish to English
Tom üç defa zile bastı.
Translate from Turkish to English
Tom üç kez daha kapı ziline bastı.
Translate from Turkish to English
Tom butona bastı ve bekledi.
Translate from Turkish to English
Tom sabırsızlıkla kornaya bastı.
Translate from Turkish to English
Polisler gizlice içki satılan yeri bastı.
Meryem alarm erteleme düğmesine hiddetle bastı.
Phnom Penh'i iki ya da üç gün önce sel bastı.
Tom'un mahallesini fırtınadan sonra su bastı.
Tom kornaya bastı.
Nehir kendi kıyılarını aştı ve çevresindeki alanları sel bastı.
Tom yere bir çilek düşürdü ve Mary onun üstüne bastı.
Tom uzaktan kumandada bir butona bastı.
Tom videoda geri sarma butonuna bastı.
Tom doğru tuşa bastı.
O bir düğmeye bastı.
Tom gaza bastı.
Tom bilgisayar klavyesindeki bir tuşa bastı.
Tom yeşil butona bastı ve bir şey olmasını bekledi.
O bir köpek dışkısına bastı.
O bir köpek kakasına bastı.
Tom dahili haberleşme butonuna bastı.
Ordu asi kampını bastı.
Tom yere bastı.
Tom asansöre bindi ve üçüncü kat için düğmeye bastı.
O, frenlere bastı.
O frene bastı.
Tom frenlere bastı.
Tom bir eşek arısı yuvasına bastı.
Tom ayı tuzağının üzerine bastı ve bacağından ciddi biçimde yaralandı.
O, mavi düğmeye bastı mı?
Tom gözlüğüne bastı.
Beni üzüntü bastı.
Tom frenlerine bastı.
O terör çığlığı bastı.
O bir mantara bastı.
Tom fren pedalına bastı ve durdu.
Mary Tom'un yanağına karşı yanağına bastı.
Tom yanağıma karşı yanağına bastı.
Evi o kadar çok su bastı ki mutfağa yüzmek zorunda kaldım.
Frene bastı.
Çocuk oyuncağı istediği için çığlığı bastı.
Fadil frene bastı.
Tom fren pedalına bastı.
Tom birçok ayak parmağına bastı.
Tom bir düğmeye bastı, ancak hiçbir şey olmadı, bu yüzden başka bir düğmeye bastı.
Sami çağrı düğmesine bastı.
Tom cam kırıklarının üzerine bastı.
Tom bir yılana bastı.
Efkâr bastı.
Rahatsız edici bir sessizlik bastı.
Gazetemiz Tom'un mektubunu bastı.