Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "belli"

Learn how to use belli in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Merkezin hedefi, diğer ülkelerden gelen gençleri belli bir zaman aralığında eğitmek olmalıdır.
Translate from Turkish to English

O, dışarıya belli etmedi.
Translate from Turkish to English

Bu mektubu kimin yazdığı belli değildir.
Translate from Turkish to English

Onun bizi umursamadığı belli.
Translate from Turkish to English

Bizim sınıfta belli bir çocuktan etkileniyorum.
Translate from Turkish to English

Gerçek dost kara günde belli olur.
Translate from Turkish to English

Hangi takımın kazanacağı belli olmaz.
Translate from Turkish to English

Tom sürpriz partiyi bildiğini belli etmedi.
Translate from Turkish to English

Belli belirsiz tanıdık geliyor.
Translate from Turkish to English

Onun konuşma şeklinden açıkça belli olduğu için, o bir öğretmendir.
Translate from Turkish to English

Belli ki yalan söylüyor.
Translate from Turkish to English

Onun bir öğrenci olduğu belli.
Translate from Turkish to English

Katılıp katılmayacağı belli değil.
Translate from Turkish to English

O, duygularını belli etmez.
Translate from Turkish to English

Toplantılar belli aralıklarla gerçekleştirildi.
Translate from Turkish to English

Yalan söylediğin belli.
Translate from Turkish to English

Belli ki yanılıyorsun.
Translate from Turkish to English

Erken bunama için belli bir yaş sınırı var mı?
Translate from Turkish to English

Belli bir noktadan sonra her şey biraz daha zor oldu.
Translate from Turkish to English

Midenizin neden ağrıdığı belli.
Translate from Turkish to English

Onu belli bir mesafede tutmak istiyor.
Translate from Turkish to English

Midenin niçin ağrıdığı belli.
Translate from Turkish to English

Beni gördüğünü belli etmeden uzaklaştı.
Translate from Turkish to English

Belli oluyor mu?
Translate from Turkish to English

Ona belli bir genç doktor tarafından bakıldı.
Translate from Turkish to English

O belli değil miydi?
Translate from Turkish to English

Niyetinizi belli etmeyin.
Translate from Turkish to English

Belli ki, Tom'un aklında çok şey vardı fakat problemlerimizde bize yardım etmesi için biraz zaman harcamasını rica etmekten başka seçeneğim yoktu.
Translate from Turkish to English

Diğer kişinin sizi aynı şekilde sevip sevmediği belli değilse, birini sevmek zordur.
Translate from Turkish to English

Eğer bir ebeveyn iseniz, çocuklarınız için belli bir iş dalını çok istemenize izin vermeyin.
Translate from Turkish to English

Toplum olarak belli standartları yakalamak zorundayız.
Translate from Turkish to English

Çok belli oldunuz.
Translate from Turkish to English

Kadın, işi kabul ettiğini çok belli etti.
Translate from Turkish to English

Kadın görevi kabul ettiğini çok fazla belli etti.
Translate from Turkish to English

Bir bakış veya bir kas hareketi bile düşünceyi belli eder.
Translate from Turkish to English

Birini beklediğiniz çok belli oluyordu.
Translate from Turkish to English

Belli yaşa gelince zihinsel performans düşer mi?
Translate from Turkish to English

Ben de siz yalan söyleyince kızıp belli etmiyor muyum?
Translate from Turkish to English

Bu belli.
Translate from Turkish to English

Bay Brown'un gülüşünden beyninin içinde bir şeyler sakladığı belli oluyor.
Translate from Turkish to English

Yerim belli oldu demek ne mutlu bana.
Translate from Turkish to English

İyi insanlar yüzünden belli olur.
Translate from Turkish to English

İyi insanlar yüzlerinden belli ama gerçek ihtiyaç sahiplerini nasıl belirleyeceğiz bana bu konuda yardımcı olur musunuz?
Translate from Turkish to English

O kadını sevdiğim belli değil miydi de onu kaybettim?
Translate from Turkish to English

Onun büyük bir artist olduğu belli.

Bu demek değildir ki çok az parayla geçinen insanları unuttum belli bir standartı herkesin yakalaması gerektiğini düşünüyorum ya siz?

Yatırımlar her yere yapılmalı ve herkes liyakatine göre belli mevkilere gelebilmeli.

Sistemin belli eksiklikleri var.

Tom'un ne yapacağı belli olmaz.

Adamın ne zaman doğduğu belli değil.

Belli ki Tom Mary'den hoşlanmıyor.

Belli ki bir şey hakkında üzgünsün.

Belli ki işinde çok iyisin.

Belli ki aklında başka şeyler var.

Belli ki Tom'u seviyorsun ve belli ki o da seni seviyor.

Artık ilgilenmediğin belli.

Tom'un Mary'yi sevmediği belli.

Tom'un hiçbir şey bilmediği belli.

Belli ki bir şey Tom'un dikkatini çekti.

Tom takdir edeceğin belli niteliklere sahip.

Tom'un belli bir cazibesi var, değil mi?

Onun ona âşık olduğu belli.

Tom'un Mary'ye âşık olduğu belli.

Tom'un yalan söylediği belli.

Tom'un sadece uyuyor gibi davrandığı belli.

Belli ki anlamıyorsun.

Belli ki Tom ilgilenmiyor.

Beni yarı yolda bırakmayacağınız nereden belli?

Belli ki bir sorunun var.

Aksanından belli olduğu gibi, o bir yabancı.

Belli ki o adam bizi yanıltıyor.

Belli olmaz ama genellikle haftada üç kez.

Ne başı belli ne kıçı.

Failin kim olduğu belli.

Yapanın kim olduğu belli.

Cevabı bildiği belli.

İnsanların ne yapacakları belli olmuyor.

Belli ki Tom sarhoş.

Uzun ve titiz bir çalışma yapıldığı belli.

Ne kadar belli etmemeye çalışsam da üzüldüğümü fark ediyor ve beni teselli etmeye uğraşıyordu.

Yapılacak şey belli.

Acı çektiği her hâlinden belli olan yaşlı bir insanı, zorla yatağından kaldırıp toplantılara sürüklüyoruz.

"Çocuklar belli bir sıraya göre mi durmak zorundalar?" - "Evet, yaşa göre, lütfen."

Yüzünden kaybolduğu belli oluyor.

Biraz yardım olmadan Tom'un bunu yapamayacağı belli.

Belli ki Tom'un aklı başka yerde.

Dört hafta boyunca burada kalamayacağımız çok belli.

Belli ki Tom'a hâlâ aşıksın.

Adamın niyeti bozuk, ne yapacağı belli olmaz.

Tom'un yorgun olduğu belli.

Tom'un Mary'ye olan yoğun ilgisi, bende şiddetli bir kıskançlık hissi uyandırdı. Ama belli etmedim.

Tom'un ne yapması gerektiğini bilmediği belli.

Tom'un Mary'yi çok sevmediği belli.

Belli bir yerde ikametiniz olmadığı için başvurunuz reddedilmiş.

Tom düşük belli kot pantolon giyiyor.

Tom'la birkaç dakika konuştuktan sonra onun Fransızcasının çok iyi olmadığı belli oldu, bu yüzden Mary İngilizceye geçti.

Gerçekten ne kadar zeki olduğunu belli etmek istemiyorsun.

Gerçekten ne kadar zengin olduğunu belli etmek istemiyorsun.

Ne olmak zorunda olduğu belli.

Bu bana belli birini hatırlatıyor...

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English