Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHelp CenterContact
Apps

iPhone + iPad

Help Center, release notes, Download

Mac + Safari

Help Center, release notes, Download

Google Chrome

Help Center, Download

Mozilla Firefox

Help Center, Download

Opera

Help Center, Download

Microsoft Edge

Help Center, Download
Support
DownloadHelp CenterSupported languagesRequest a refundRestore passwordRestore serial codesPrivacy policy
STAY IN TOUCH
ContactTwitterBlog
Site language
free services
Web translatorVerb conjugatorDer Die Das lookupUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Turkish example sentences with "biçimde"

Learn how to use biçimde in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Ailesinin dengeli biçimde beslenmesini sağlar.
Translate from Turkish to English

Herkes cümlelerin doğru seslendirilmesini ve doğru bir biçimde yazılmasını sağlamak için yardımcı olabilir.
Translate from Turkish to English

Öyle kaba bir biçimde konuşulmaya alışkın değilim.
Translate from Turkish to English

Biz mükemmel bir biçimde geçindik.
Translate from Turkish to English

Tom kesinlikle ikna edici biçimde konuşuyor.
Translate from Turkish to English

O, çocuğu yumuşak bir biçimde yere yatırdı.
Translate from Turkish to English

Belediye başkanını sert bir biçimde eleştirdi.
Translate from Turkish to English

Sabit bir biçimde durarak elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı.
Translate from Turkish to English

Servetin adil bir biçimde dağıldığı bir toplum hayal ediyorum.
Translate from Turkish to English

O durumu bu kadar mantıklı bir biçimde ortaya koyarken benim ne demem gerekiyor?
Translate from Turkish to English

Onun utanç verici bir biçimde davrandıklarını söylediler.
Translate from Turkish to English

Onun sekreteri üç dili iyi biçimde konuşabiliyor.
Translate from Turkish to English

Sınavı çok başarılı bir biçimde geçtim.
Translate from Turkish to English

Şaşırtıcı biçimde, şarkı söylemede iyiydi.
Translate from Turkish to English

Önerisini çok nazik biçimde yaptı.
Translate from Turkish to English

Durum çarpıcı bir biçimde değişti.
Translate from Turkish to English

Borsa ciddi biçimde durgun.
Translate from Turkish to English

Trafik kazasında ciddi biçimde yaralandı.
Translate from Turkish to English

Bir trafik kazasında ciddi biçimde yaralanmıştı.
Translate from Turkish to English

Rakibini sert bir biçimde eleştirdi.
Translate from Turkish to English

Açıklama hiçbir biçimde tatmin edici değil.
Translate from Turkish to English

Onları çok içten bir biçimde karşıladı.
Translate from Turkish to English

Yazar cinayet davasını inandırıcı biçimde açıkladı.
Translate from Turkish to English

Haksız biçimde muamele edilmekten şikâyet etti.
Translate from Turkish to English

Fransızca konuşabilir, üstelik akıcı biçimde.
Translate from Turkish to English

Mary eve giderken beklenmedik bir biçimde John'a rastladı.
Translate from Turkish to English

Hatalarla dolu uyduruk biçimde yazılmış bir raporu karalama.
Translate from Turkish to English

İnanılmaz biçimde yorgunum.
Translate from Turkish to English

Tom makul biçimde meraklı.
Translate from Turkish to English

Tom Fransızcayı akıcı biçimde konuşur mu?
Translate from Turkish to English

Tom oldukça akıcı biçimde Fransızca konuştu.
Translate from Turkish to English

Fransızcayı akıcı biçimde konuşmak istiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom çok iyi biçimde Fransızca konuşmaz.
Translate from Turkish to English

Tom'un Fransızcası şaşırtıcı biçimde iyi.
Translate from Turkish to English

Fransızcayı akıcı biçimde konuşabilmeyi istiyorum.
Translate from Turkish to English

Akıcı biçimde Fransızca konuşmayı öğrenmeyi gerçekten istiyorum.
Translate from Turkish to English

Tom olağanüstü biçimde bencil.
Translate from Turkish to English

Bazarov inadından vazgeçerek aşkını itiraf ediyor fakat Odintsova tarafından kaba bir biçimde reddediliyor.
Translate from Turkish to English

Birbirimizi suçlamaktan vazgeçelim ve beraber mutlu bir biçimde yaşayalım olmaz mı?
Translate from Turkish to English

Tom gergin biçimde izledi.
Translate from Turkish to English

Tom gergin biçimde bekledi.
Translate from Turkish to English

Lütfen oturmuş biçimde kalın.
Translate from Turkish to English

Tom sinirli bir biçimde başını salladı.
Translate from Turkish to English

Tom gergin biçimde içeri girdi.

Tom gergin biçimde güldü.

Tom gergin biçimde üfledi.

Telefon soygunu olağanüstü bir biçimde engellendi.

Tom beklenmedik biçimde çevik.

Elinizden geldiği kadar kendinizi açık biçimde ifade edin.

Güneş olmasa hiçbir biçimde yaşayamayız.

Kim çok çekici bir biçimde giyinmiş.

Çocukların dikkat çekecek biçimde ahlaklı.

Tom gergin biçimde ayağa kalktı.

Tom ciddi biçimde yaralanmış olabilir.

Tom Mary'yi romantik bir biçimde öptü.

Tom bu gece alışılmadık biçimde geveze.

Tom korkunç biçimde.

Tom gözlerini sık biçimde kapattı ve acıya dayandı.

Tom'un sağ eli kontrol edilemez bir biçimde titremeye başladı.

Tom gergin biçimde odaya girdi.

Tom onu yanlış biçimde yaptığını biliyor muydu?

Annesi çocuğu ihtiyatlı biçimde gözledi.

Tom yüksek sesle ve uygunsuz bir biçimde güldü.

Tom gergin bir biçimde parmaklarını masaya vuruyordu.

Gökyüzü açık ve rüzgar ferahlatıcı biçimde serin. Dışarıda geçirmek için harika bir gün.

Tüm bu mallar ağır biçimde vergilendiriliyor.

Güvenli biçimde nasıl kilo verilir bilmek istiyor.

O kitap etkin biçimde yazmana yardım ediyor.

Yoğun biçimde beni eleştirdi.

Beni yoğun biçimde eleştirdi.

Cümle doğru ama onu farklı bir biçimde ifade edebilirdim.

Aile beni çok sıcak bir biçimde karşıladı.

Patlamadan hemen önce, şüpheli bir biçimde davranan bir adam görüldü.

Teşvik paketi ağır biçimde eleştirildi.

Kral, krallığını adil biçimde yönetti.

Tom garip biçimde davranıyor.

Garip biçimde davranmaya başladı.

Bebeği uyandırmamak için hareketsiz bir biçimde orada oturuyor.

Kraliçe mutlu bir biçimde gülümsüyor. İngiltere, İskoçya'nın bir parçası olarak kalabilir.

Kiril alfabesini öğrenmek çok kolaydır ama Kiril alfabesiyle yazılmış metinleri akıcı bir biçimde okumak Rusçayı yeni öğrenenler için çok zordur.

Soluksuz biçimde zarların atılmasını beklersin.

Yer utanç verici bir biçimde bakımsızdı.

Onlar uyumlu bir biçimde yaşıyorlar.

Tom'un yüzü kötü bir biçimde çürük.

Düşünceni daha açık bir biçimde açıkla!

Kimse durumu net biçimde göremiyor.

O, senin kadar dikkatli bir biçimde araba kullanır.

Ayrıntılı bir biçimde açıklamak için vaktim yok.

Ne ima ettiğini bildiğimden emin değilim. Lütfen mümkünse onu farklı biçimde ifade et.

Bunu doğru biçimde açıklamak için Fransızcayı yeterince iyi konuşabilip konuşamadığımı bilmiyorum.

Borsa bugün şaşırtıcı biçimde sakindi.

Tom inanılmaz biçimde aptal.

Burası garip biçimde sessiz.

O akıcı bir biçimde Çince konuşur.

Tom ciddi bir biçimde yaralandı.

Tom gergin biçimde Mary'ye bakıyor.

Tom gergin bir biçimde pencereden dışarıya baktı.

Bu politikanın bir sonucu olarak fiyatlar sert bir biçimde yükseldi.

Tom gergin biçimde doktora baktı.

O cümle doğru bir biçimde nasıl çevirilir bilmiyorum.

Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English
Translate from Turkish to English