Learn how to use bol in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
Sana bol şans diliyorum.
Translate from Turkish to English
Köyde bol miktarda kirpi olacağına söz verdin!
Translate from Turkish to English
Askerlerin bol miktarda silahları vardı.
Translate from Turkish to English
Şubatta Brezilya'da bol yağış olur.
Translate from Turkish to English
Japonya'da doğal kaynaklar bol değildir.
Translate from Turkish to English
Yulaf ezmesini yiyebileceğim tek usul bol şekerlidir.
Translate from Turkish to English
Yulaf ezmesini sadece bol şekerli yiyebilirim.
Translate from Turkish to English
Masada bol miktarda taze yumurta var.
Translate from Turkish to English
Bu yıl bol yağmur vardı.
Translate from Turkish to English
Bu yıl bol karımız vardı.
Translate from Turkish to English
Bol zamanım var, ama yeterli param yok.
Translate from Turkish to English
Onun yolculuk için bol miktarda parası vardı.
Translate from Turkish to English
O, bol para harcayarak eğleniyordu.
Translate from Turkish to English
Benim birçok arkadaşlarla konuşmak için bol bol vaktim vardı.
Translate from Turkish to English
Tom bol yiyecek getirdi.
Translate from Turkish to English
Onun bol kitapları var.
Translate from Turkish to English
Kendinize bol zaman ayırın.
Translate from Turkish to English
Ayıracak bol zamanımız var.
Translate from Turkish to English
Portakallar bol miktarda C vitminine sahiptir.
Translate from Turkish to English
Portakallar bol miktarda C vitamini içerir.
Translate from Turkish to English
Bu pantolon torba gibi bol.
Translate from Turkish to English
Bu ceket üzerimde bol görünüyor.
Translate from Turkish to English
Bu bana biraz bol geliyor.
Translate from Turkish to English
Bol bol dinlenmeyi unutma.
Translate from Turkish to English
Bu oda bol güneş ışığı alır.
Translate from Turkish to English
Bu gömlek biraz bol.
Translate from Turkish to English
Avustralya'da mineraller bol miktarda bulunur.
Translate from Turkish to English
Bol miktarda suyumuz var.
Translate from Turkish to English
Dairem bol güneş ışığı alır.
Translate from Turkish to English
Tom bol tereyağlı patlamış mısır sever.
Translate from Turkish to English
Ülkemizin bol ürünleri var.
Translate from Turkish to English
Trene yetişmek için bol miktarda zamanın var.
Translate from Turkish to English
Hindiyi bol yağda kızarttım.
Translate from Turkish to English
Bol miktarda yiyeceğimiz var.
Translate from Turkish to English
Bol buzlu viski, lütfen.
Translate from Turkish to English
Size sınavlarınızda bol şans diliyorum.
Translate from Turkish to English
Bir alıcı piyasası malların bol olduğu, alıcıların çok çeşitli seçimlere sahip olduğu, ve fiyatların düşük olduğu bir piyasadır.
Translate from Turkish to English
Yemekler arasında genellikle bol miktarda şekerleme, dondurma, patlamış mısır ve meyve yiyebiliyor.
Translate from Turkish to English
Bol bol zamanım var ama yeterli param yok.
Translate from Turkish to English
Tom bol bol terliyordu.
Translate from Turkish to English
Niçin bol zaman olduğunu söylemeyi sürdürüyorsun?
Translate from Turkish to English
Yemek için bol miktarda aldım.
Translate from Turkish to English
Kendini açıklamak için bol fırsatın olacak.
Translate from Turkish to English
Bol miktarda su var.
Translate from Turkish to English
Git torunlarınla bol paralı bir yaşam yaşa.
Translate from Turkish to English
O hala bol enerji var.
Translate from Turkish to English
Sen bol enerji var.
Translate from Turkish to English
Paniğe gerek yok. Zaman bol.
Translate from Turkish to English
Kocam hasta olduktan sonra 20 kilo kadar verdi ve şu anda pantolonu bol geliyor.
Translate from Turkish to English
Tom eli bol ve naziktir.
Size yeni sorumluluklarınız için bol şans diliyorum.
Bol soğanlı ve pul biberli bir piyaz yapmışlardı.
Yarın okula gideceğim. Okula gitmek için hep bol zaman var.
Tabii ki. Bol şans!
Hepinize bol bol dinlenmenizi tavsiye ediyorum.
Bol yiyecek getireceğiz.
Bol yiyeceğimiz var.
Pantolonum çok bol, çünkü çok kilo verdim.
Tom uzun bir bol tişört giyiyordu.
Mary dizlerine kadar uzanan uzun bol bir tişört giyiyordu.
Ben, suitleri ferah, kanapeleri geniş sandviçleri bol buldum.
Kahvemi üstünde bol köpüklü severim.
Bol gıda malzemeleri var.
Aceleye gerek yok bol zamanımız var.
Orada bol miktarda güzel kız var.
Kahve bol.
Herkes için bol var.
Bol ışık var.
Soğuk algınlığından korunmak için bol miktarda C vitamini al.
Film bol aksiyonluydu.
Tom bol bol özür diledi.
Sodyum yer kabuğundaki en bol elementlerden biridir.
Onların bol miktarda suyu var.
Onların bol zamanı var.
Öğle yemeği için attı salata ile bol baharatlı domuz etli bir pizza yedik.
Kilerde bol miktarda yiyecek var.
Tom bol giysiler giymeyi seviyor.
Tom'un acele etmesine gerek yoktu. Onun bol zamanı vardı.
Hala bol zamanımız var.
Onların bol miktarda yiyecekleri var.
Bol yağda kızartılmış gıda lezzetlidir.
Doğru yemek yediğinden ve bol sıvı aldığından emin ol. Umarım yakında iyileşirsin!
Tom'un yakmak için bol parası vardı.
Böyle aceleyle nereye gidiyorsun? Bizim bol zamanımız var, bu nedenle güvenli bir şekilde sür.
Tom uçağını yakalamak için bol zamanı olduğunu düşünüyordu ama o yalnızca ucu ucuna yetişti.
Bol miktarda su iç.
Şimdi bol zamanım var.
O restorandaki porsiyonlar bol.
Bizim bütün bunlar için bol zamanımız var.
Bol yiyeceğim var.
Trenimizi yakalamak için bol zamanımız var.
Onun bankada bol parası var.
Benim bol zamanım var.
Daha sonra bol zamanımız olacak.
Ben sana her ay bol para veririm.
Bol bol param var.
Hükümet eğitimi daha bol miktarda finanse etmeli.
Bol miktarda kıl kaybetmeye başladılar.
Biz çoğunlukla bol yağda kızartılmış yemek yemeyiz.
Bol sebzeli çorbaları severim.