Learn how to use borç in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.
O her zaman benden borç para alıyor.
Translate from Turkish to English
Ulusal borç büyüyor.
Translate from Turkish to English
Ben borç para alırım.
Translate from Turkish to English
Sana borç para vereceğim, ama aklında bulunsun, bu son kez.
Translate from Turkish to English
Dima " Bekle," "Ben, bana biraz borç verebilecek birini biliyorum." dedi.
Translate from Turkish to English
Bankalar Japon-Amerikalılara borç para vermeyi reddetti.
Translate from Turkish to English
Tom bir miktar borç para istiyor.
Translate from Turkish to English
Tom sizden biraz borç para istiyor.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'den borç para istedi.
Translate from Turkish to English
Arkadaşlarından borç para almamanı tavsiye ederim.
Translate from Turkish to English
Arkadaşlarımdan borç para aldım.
Translate from Turkish to English
Ben sadece Tom'dan değil aynı zamanda eşinden de borç para aldım.
Translate from Turkish to English
Bana biraz borç verir misin?
Translate from Turkish to English
Ona onun tarafından arkadaşlarından borç para almaması tavsiye edildi.
Translate from Turkish to English
Bir dolar borç verebilir misin?
Translate from Turkish to English
Asla borç para vermemek prensibimdir.
Translate from Turkish to English
Asla borç para almamayı prensip edinirim.
Translate from Turkish to English
Araba almak için borç almak zorunda kaldım.
Translate from Turkish to English
Tom Mary'den borç istemeyecek kadar akıllı olmalı.
Translate from Turkish to English
Tom'un Mary'den borç para istemeye cesareti var.
Translate from Turkish to English
Senden borç istemeye cesaretim yok.
Translate from Turkish to English
Şirket borç altında.
Translate from Turkish to English
Sanırım Tom'a borç para vermek kötü bir fikir.
Translate from Turkish to English
Hepinize bir teşekkürü borç bilirim.
Translate from Turkish to English
Öğretmenlerime teşekkürü bir borç bilirim.
Translate from Turkish to English
30 dolar borç alabilir miyim?
Translate from Turkish to English
Ona borç verecek kadar aptal değilim.
Translate from Turkish to English
Tom bir süre fena hâlde borç içindeydi ama tekrar kendi ayakları üzerinde duruyor.
Translate from Turkish to English
Ona faizsiz 500 dolar borç verdim.
Translate from Turkish to English
Mortgage insanların ev satın almak için kullanabileceği bir borç türüdür.
Translate from Turkish to English
Bana otuz dolar borç verir misin?
Translate from Turkish to English
Borç üstüne borç yapıyorsunuz.
Translate from Turkish to English
Tom bana 300 dolar borç alması gerektiğini söyledi.
Translate from Turkish to English
O bir borç aldı.
Translate from Turkish to English
Ona biraz borç para verebilir misin?
Translate from Turkish to English
Tom senden borç para aldı mı?
Translate from Turkish to English
300 dolar borç alabilir miyim?
Translate from Turkish to English
Kocası ölüp giderken büyük bir borç bıraktı.
Translate from Turkish to English
Borç ve ihtiyaç komşudurlar.
Translate from Turkish to English
Bu bir borç değil.
Translate from Turkish to English
Tom'a ona biraz borç para vermeye hazır olacağımı söyledim.
Translate from Turkish to English
%5 faizle borç aldık.
Translate from Turkish to English
Eğer paraya ihtiyacın varsa, sana biraz borç vereceğim.
Translate from Turkish to English
Para borç aldığımızda koşulları kabul etmeliyiz.
Translate from Turkish to English
Artık borç paraya ihtiyacım yok.
Translate from Turkish to English
Bana biraz borç para verebilir misin?
Translate from Turkish to English
Ona biraz borç para verdim, halen geri vermedi.
Translate from Turkish to English
Tom borç içinde boğuluyor.
Borç batağında insanlar var.
Ben onlardan borç para aldım.
Bay Morita sermaye olarak borç para kullanarak bir işe başladı.
Bir taksi için bana otuz dolar borç verebilir misin?
Tom sık sık arkadaşlarından borç para aldı.
Biraz borç para verebilirsen çok makbüle geçer.
Biz borç para aldığımızda , şartları kabul etmeliyiz .
Edo sakinleri için yılın ilk palamudu borç para almak anlamına gelse bile alınması gereken bir şeydi.
Bana borç para verecek kadar kibardı.
Borç krizi bitmedi.
Arkadaşlardan borç almamak gerektiğini biliyorum.
O, proje üzerinde yaptığı kaybı finanse etmek için erkek kardeşinden borç aldı.
Bu ödemek istediğim bir borç.
Bir arkadaştan biraz borç para aldım.
İspanya'nın 100 milyar euro borç alması gerekecek.
O bana borç para vereceğini söyledi.
Ondan borç para aldım.
Ben borç çorbası yedim.
Bankamdan borç para aldığın için teşekkürler.
Borç verdiğim insanlar asla bana geri ödeme yapmıyorlar.
Borç saatini web siteme nasıl gömebilirim?
Ulusal borç son on yılda üç katına çıkmıştır.
Tom Mary'ye borç para vermemenin daha iyi olduğunu düşünüyor.
Borç para ver ki arkadaşını kaybedesin.
Tom şu anda Mary'ye hiç borç para veremez.
Tom'un Mary'den borç istemesi zordu.
Şirket borç içinde.
Onun borç miktarı ödeyebileceğinden çok fazla.
Dan sık sık arkadaşlarından borç para aldı.
Bir banka ona ihtiyacın olmadığını kanıtlayabilirsen sana borç para verecek bir yerdir.
Neden onun gibi birine borç para verdin?
Onlara elli avro borç verebilir misiniz?
Şu anki borç limiti 15.2 trilyon dolar seviyesindedir.
Bu borç çok ağır faiz taşıyacak.
O, ona biraz borç para verme konusunda amcasına yaklaştı.
Teşekkürü bir borç bilirim.
Tom'dan borç istedim.
Tom Mary'nin neden otuz dolar borç alması gerektiğini bilmiyordu.
Tom neden Mary'nin otuz dolar borç alması gerektiğini bilmiyor.
Borç para almak ilkelerime aykırıdır.
Ona borç para vermek senin aptallığın.
Tom'dan hiç borç para almadım.
Bana bir dolar borç verir misin?
Borç hayatını mahvedebilir.
O, borç batağına saplanmış.
Gırtlağımıza kadar borç içindeyiz.
Daha fazla borç para vermiyoruz.
O, borç içinde.
Borç içindeyim.
O, borç içindedir.
O borç batağına saplanmıştı ve evini elden çıkarmak zorunda kaldı.
Kimse bana para borç vermez.